Her şeyde görünen O’dur ve O, görünen en yüksek bütünlükle, Hz. İnsan ile görülüyor. Hatta öyle bir kemalde ki, neredeyse görünen ve gören ayrımı ortadan kalkıyor. Çok ince bir çizgiyle, birbirini aşmayan bir çizgiyle birbirine birleşiyor. Burada çizgiler asla birbirini aşmaz. Açıklayamıyorsun, ancak yaşıyorsun. Gizem-gayb, bu idrakte saklıdır.
Ariflik insanda uyanırsa, insan o zaman büyük bir lezzetle kulluğunu yapar. Kulluk O’nunla yaşamaktır. Bu noktada O’nun kulu olmak ne büyük bir şereftir. Sınırlı bilmek ise acıdır. Acı; dönüşüme gösterilen dirençtir. O (Allah) aşkındır ve aşkınlığıyla bilinmek ve deneyimlenmek ister. Bu, lezzet-i ruhaniyedir. Marifetullah’ın tohumları lezzet-i ruhaniye meyvelerini verir.
Ve kulluk, Şah-ı Geylani’ye göre marifetullah yani mutlak şuura yolculuktur. Mutlak varlığın yani Hakk’ın; âlemler düzlemindeki işlerine şahit olmak kul olmaktır, makamı müşahededir. Allah’ı görürcesine yaşamaktır (İhsan mertebesi). İşte tüm mücahede (çaba-ibadet) bu müşahede (bilincin uyanması) içindir.