Timur KILIÇ

Timur KILIÇ
@Timurbeyy
Birdenbire değil usul usul
Şu oratama bak ya. Parantezleri ben açtım metinde yok
Mütareke yıllarında Şehzadebaşı çaycıları duruyorlardı. Fakat biz daha ziyade Sultanahmet kahvelerinde ve Nuruosmaniye'deki İkbal'de( kahve, çay ocağı) toplanıyorduk. İkbal'i evvela İçtihat matbaası karşısında bir vakitler Güzel Sanatlar Akademisi olan binada bulunan sonra da Bezm'i alem Valide Sultan Konağı'na- Şimdiki Istanbul Kız Lisesi- taşınan Yüksek Muallim Mektebi'nin felsefe talebeleri, bilhassa Hasan Ali Yücel'le Hikmet keşfetmişlerdi. Biz devama başladıktan sonra Yahya Kemal(Beyatlı) de beğendi. Yahya Kemal'in etrafında toplandığımız "Dergah" mecmuasının idarehanesinin tam mektebin karşısında bulunan eski Tanin matbaasında- daha evvel ve daha sonra Servet'i Fünun- olduğu için merkezliği bizim için bir kat daha artmıştı. Haşim(Ahmet) de memur olduğu Düyun'ı Umumiye'ye çok yakın bulduğu bu kahveye bazı saatlerinde veya akşam üzeri uğrardı. İkbal'e ara sıra mecmuanın tertip hatalarından o kadar meyus olan Abdülhak Şinasi Hisar( Yazar, Beyoğlu Mehtapları kitabı müthiştir) gelirdi. Dergah'a yazdığı makalelerle mecmuanın milli havasına Bergson'dan( zannımca Henri Bergson'dan bahsediyor. Fransız bir filozoftur)gelen çok özlü bir derunilik katan Mustafa Şekip Tunç( psikolog ve felsefeci) Hasan Ali Yücel, Necmeddin Halil Onan( "Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın bu toprak" diye başlayan şiirin sahibi aynı zamanda günlerim şiiri başta olmak üzre bir çok şiirini beğendiğim bir şair, akademisyen ve edebiyat tarihçisidir) Bir gemi yelken açtı adlı çok güzel bir şiir kitabı yazdıktan sonra birdenbire şiirden vazgeçen Ali mümtaz Arolat, mecmuayı idare eden o çok tatlı şekilde somurtkan, fakat emsalsiz dost Mustafa Nihat Özön, bu satırları yazarken vakitsiz ölümlerine o kadar hüzün duyduğum Nurullah Ataç, Yunus Kazım Köni, Zekai, hepimiz bu kahvede buluşur bazen yemek
Sayfa 170 - Dergah yayınları 53. Baskı·Kitabı okudu
Tarih -Anlatı -Gezi
Reklam
Doğrusu da budur. İstanbul, ya hiç sevilmez; yahut çok sevilmiş bir kadın gibi sevilir; yani her haline, her hususiyetine ayrı bir dikkatle çıldırarak.
Sayfa 134 - Dergah yayınları 53. Baskı·Kitabı okudu
Anlatı-Edebiyat-Gezi
Doğrusu istenirse bu hüzün biraz da kendiliğinden gelen bir şey.
Sayfa 128 - Dergah yayınları 53. Baskı·Kitabı okudu
Anlatı-Edebiyat-Gezi
Her büyük şehir nesilden nesile değişir. Fakat İstanbul başka türlü değişti. Her nesilden bir Parisli, bir Londralı, doğduğu, yaşadığı şehrin otuz kırk yıl önceki hâlini, yadırgadığı bir yığın adet, eğlence tarzı, mimarî üslubu yüzünden hüzün duyarak hatırlar. Baudelaire en güzel şiirlerinden birinde " Eski Paris artık yok, ne yazık, bir şehrin şekli bir faninin kalbinden daha çabuk değişiyor" diyerek, galiba bütün Fransız şiiri boyunca bir iki şairinden biri olduğu Paris'in değişmesine döğünür. Birinci Dünya Harbi'nden sonraki Fransız nesrinde hemen on yıl önceki Paris'in hasreti belli başlı bir temadır. İstanbul böyle değişmedi, 1903 ile 1923 arasındaki on beş yılda o eski hüviyetinden tamamiyla çıktı.
Sayfa 121 - Dergah yayınları 53. Baskı·Kitabı okudu
Anlatı-Edebiyat-Gezi
Her büyük şehir nesilden nesile değişir. Fakat İstanbul başka türlü değişti.
Sayfa 121 - Dergah yayınları 53. Baskı·Kitabı okudu
Anlatı-Edebiyat-Gezi
Reklam