Timur KILIÇ

Timur KILIÇ
@Timurbeyy
Birdenbire değil usul usul
Yalnızdım. Yalnızdım ama muhayyel* bir arkadaşım vardı karşımda. Bu muhayyel arkadaşı pek severim. Öyle ki bazen konuşurken dudaklarına dalar, öpüveresim gelir. Ellerini severim, gözünün rengini severim. İçime ondan durmadan yağmur gibi bir şey yağar. Hiçbir sözü gücüme gitmez. Hiç büyük laf etmez. Fazla konuşmaz, tükürmez, kaşınmaz, ideal arkadaştır. Kadın mıdır, erkek midir, zengin midir, fakir midir, okumuş yazmış mıdır, cahil midir, ihtiyar mıdır? Nasıl karar verirsem öyledir. Bazen boyasız, süssüz bir okumuş kızdır. Pırıl pırıl konuşur. Bazen güzel bir erkek çocuktur. Yaşı on altı-on yedidir. Okumuş yazmışlığı pek yoktur. * Hayal edilen/ hayalî
Sayfa 90 - İş bankası yayınları·Kitabı okudu
Hikaye-Öykü
Reklam
L&M. Yavuz ve Eylül. Sahildeki kafe. Ne sahne, ne dizi ama...
- Sen değil misin hişt hişt diyen? - Ben de duyarım bir ses, amma bulamam nereden gelir? Nereden gelirse gelsin dağlardan, kuşlardan, denizden, insandan, hayvandan, ottan, böcekten, çiçekten. Gelsin de nereden gelirse gelsin!.. Bir hişt hişt sesi gelmedi mi fena. Geldikten sonra yaşasın çiçekler, böcekler, insanoğulları... - Hişt hişt. - Hişt hişt. - Hişt hişt.
Sayfa 82 - İş bankası yayınları 19. Basım·Kitabı okudu
Hikaye-Öykü
- Köyünüz güzel ama... - Gününe bağlı. Güzel günü olur cigaran, paran varsa... Ocak yanarsa... Çorba pişirse, yük çıkarsa... Tıngırın varsa... Keyfin gıcırsa... - Doğru, her şey şarta bağlı şunun şurasında. - Şartsız şurtsuz yaşayanlar da var. -Var, var ama... - Ölüm de var arkadaş, ölüm. Şu köşkün sahibi de ölecek. Şu horoz da. Göğsüne vurdu: - Şu ben de. Yüzüme baktı: - Şu sen de...
Sayfa 69 - İş bankası yayınları 19. Basım·Kitabı okudu
Hikaye-Öykü
- Kafa dediğin eskir, ihtiyarlar, ölür bile insan ölmeden, dedi. Sonra kalbini gösterdi: - Eskimeyen, eksilmeyen şey buradadır
Sayfa 53 - İş bankası yayınları 19. Basım·Kitabı okudu
Hikaye-Öykü
Korkup da yüzemeyenler için de bir anekdot. Yüzerken huzur bulanlar başka.
- Bugün, dedi, kafan karadaki gibi işliyor korku yok! Doğrusu da bu. Böyle olmalı. Karadaki gibi işlemeli kafa denizde de. Hiçbir şeyin çaresi karada da yoktur. Bize çare elimizin altında gibi gelir. Yalan! Boş! Dünya çaresiz dünyadır. - Olamaz öyle şey Yakamoz, dedim. Dünya çarelidir. İnsanlar dünyaya bir çare bulacaklar. Hay yaşayın pedimu*! İşte karada böyle düşünülür. Denizde de böyle düşünmelidir. Yanlış ama olsun. Hep, her zaman böyle düşünmeli. * Rumca'da "Yavrucuğum" demektir
Sayfa 53 - İş bankası yayınları 19. Basım·Kitabı okudu
Hikaye-Öykü
Reklam