Okulda ya da kendi toplulukları içinde, olduğu kişi olmak için verdiği savaş yüzünden kendini kötü hissettiği zamanlarda annesi onu kanepeye oturturdu. Onu kendine çekerdi, o da başını annesinin omzuna yaslardı.
"Ne kadar çaresiz kaldığımızı biliyor musun?"
"Mezar taşlarının üstündeki beyaz birikintileri kazıyıp kaynattık çünkü tadı tuza benziyordu. Mezar taşları." Elleri titredi. "Babamın mezar taşı."