Bir öğleden sonra camda güzelliğine bakarken kendisi için bunlardan daha önemli bir tarih daha olduğu aklına geldi aniden: Tüm bu güzelliklerin kaybolup gideceği kendi ölüm tarihi, yılın diğer günleri arasınoda sinsice saklanan, yıllar geçtiği halde ne sesi ne sedası duyulan ama muhakkak gelecek olan o gün. Ne zamandı o? Her yıl o tarihle karşılaştığı halde onun ürpertisini niye hissetmiyordu?
Fakat demetçiler kafilesinde dikkatleri Üzerlerine çeken, her zamanki gibi bir nesne muamelesi görmeyip yaşamın doğal bir parçası haline geldiklerinde kazandık ları cazibeden ötürü, kadınlardı.
Eşyanın iyi düşünülmüş ama kötü uygulanan tasarısında çağrı nadiren muhatabını bulur, sevilecek erkek na diren sevginin saatiyle örtüşür. Doğa, karşılaşmanın mutlu bir sonuç verebileceği bir zamanda kolay kolay, "Hadi, karşılaşın!" demez zavallı yaratığına. Veya saklambaç bezdirici, vakti geçmiş bir oyuna dönüşmeden evvel birinin "Nerede?" çığlığına, "Burada!" diye karşılık vermez. İnsani ilerleyişin tepe veya doruk noktasında bu çağaşımı hassas bir sezgiyle, bizi şu an sarsıp serseme çeviren toplumsal düzeneğin daha yakın bir etkileşimiyle düzeltilir mi diye merak edilebilir; fakat böyle bir mükemmelliği değil kestirmek, hayal etmek bile mümkün değil.