''... insanlara inanmalıyız.''
Annem sabahtan beri tuhaf. Muzaffer Abi'yle bile gülerek konuşuyor:
''Dikkat edersen uyaklı değildir o.''
''İnsanlara inanmak hayatla pek uyaklı değildir zaten Sevgi Hanım.''
Hepimiz içinde dün, dışında yarın olan pencere camları gibi gibiyiz. Aynı anda dünün ve yarının görüntüleri yansıyor üzerimize. Bugün saydam, yok gibi. İki görüntünün birbirine karıştığı saydam bir an gibiyiz...
Zamanın tozunu yutmuyorsan bedelini ödersin. Zamanın tozunu yutunca da bedel ödersin de...
Ama bir kere zamanın tozunu yutmazsan ve etrafındakiler yutmuşsa iş bitmiştir, geri dönüşü yok.
Anıtkabir'de Ulu Önder Atatürk'ün yattığı mozoleye çıkan Aslanlı Yol'daki yirmi dört aslan heykeli yirmi dört Oğuz boyunu, aslanların çift olması 'birlik ve bütünlüğü', yatar pozisyonda olmaları ise 'barışseverliği' temsil eder. Aslanlı Yol'un taşları, Ata'nın huzuruna çıkanların 'başının öne eğik' olması için beş santimlik çim boşluğu bırakılarak döşenmiştir.