Emir Demir

"Teşekkür ederim.' Regis eğildi. "Bir sonraki mite geçelim. Denir ki vampirler, ölmüş ama bütünüyle ölmemiş insanlardır. Tabutun içinde çürümez, çözülüp toz olmazlar. Kıpkırmızı yanaklarıyla mezarlarında yatarlar, dışarı çıkıp ısırmaya hazırdırlar. Böyle bir mit, sizin saygın ölülere karşı bilinçaltınızdaki gerçek dışı tiksintinizden değil de nereden gelir başka? Ölüleri hürmete boğar, dilinizden düşürmezsiniz, ölümsüzlük düşleri kurarsınız, mitlerinizde ve efsanelerinizde ölenler uyanıp ölümü yener. Ama göçüp gitmiş olan sevgili büyükbabanız gerçekten mezarından kalkıp sizden bir bira isteyecek olsa korkudan aklınızı oynatırsınız. Ve ben buna şaşırmıyorum. İçindeki yaşam süreçleri durmuş olan organik maddeler, kendini sevimsiz bir biçimde belli eden bir bozulmaya maruz kalır. Kötü kokar, çürür, akar. Mitlerinizin kaçınılmaz parçası olan ölümsüz ruh, pis kokan leşi iğrenerek terk eder ve uçup gider. O tertemizdir ve saygıya layıktır. Ama siz öyle iğrenç bir ruh uydurmuşsunuz ki uçup gitmez, cesedi terk etmez, cesedi terk etmez ama kokmak istemez. Bu iğrenç ve doğaya aykırıdır! Yaşayan bir ölü sizin gözünüzde yozlaşmanın olabilecek en iğrenç örneğidir." "İnsan," dedi Geralt hafifçe gülümseyerek, "batıl inançları olan ilkel bir ırkı temsil eder. Kamalarla delik deşik edildiği, kafası koparıldığı ve elli yıl toprağın altında gömülü kaldığı halde dirilen bir varlığı anlamakta zorlanır." "Evet, bu gerçekten zordur." Vampir, alay edildiğini anlamazlıktan geldi. "Sizin mutasyona uğramış ırkınız tırnaklarının ve saçlarının uzamasını, derisinin yeniden oluşmasını normal karşılar ama bu açıdan daha yetenekli ırklar olduğunu kabullenmeyi beceremez. Ama bu beceriksizliğinin kaynağı ilkel doğanız değildir, aksine egosantirik oluşunuz ve kendi mükemmelliğinize inanmanızdır.
Alıntı
Emir Demir
Devamı-2 " Zerre kadar etmedi." Milva oklardan birini fırlattı. "Ama sanırım anladım. Öğreniyorum. Kültürüm artıyor. Sosyolozi, aktivazi, notasyonazi, kurtadamzi... Okullarda insanı kızılcık sopasıyla döverlermiş. Sizin burada öğrenmek daha keyifli. Kafan zonkluyor ama kıçın sağlam kalıyor." "Tartışmayı bile gerektirmeyen, açıkça görülen bir şey var," dedi Dandelion. "Güneş ışınları seni küle dönüştürmüyor, Regis güneşin ısısı, çıplak elinle aldığın kızgın nal gibi etkilemiyor seni. Ama senin analojine dönersek: Biz insanlar için gündüzler aktivitenin, geceler ise dinlenmenin doğal zamanı olarak kalacak. Bizim fiziksel yapımız böyledir, örneğin gözlerimiz gündüzleri geceye kıyasla daha iyi görür. Geralt bir istisnadır, her iki durumda da iyi görür ama o bir mutant. Vampirlerde de bir mutasyon mu söz konusu?" "Böyle de diyebiliriz," dedi Regis. "Gelgelelim, uzun bir sürece yayılmış mutasyon bence artık mutasyon değil evrimdir. Ama fiziksel yapıyla ilgili söylediklerin doğru. Güneş ışınlarına uyum sağlamak bizim için olmazsa olmazdı. Hayatta kalabilmek için bu bakımdan insanlara benzememiz gerekiyordu. Bunun da sonuçları oldu elbette. Söyle anlatayım: Yağmurdan kaçarken doluya yakalandık." "Anlamadım?" "Güneş ışınlarının uzun vadede öldürücü olduğunu düşündüren bazı gerekçeler bulunuyor. Bir teoriye göre, dikkatli bir hesaplamayla yaklaşık beş bin yıl sonra bu dünyada aydan gelen, geceleri aktif olan canlılar yaşayacak." Cahir, "İyi ki o zaman hayatta olmayacağım," diye iç geçirip ardından uzun uzun esnedi. "Siz ne durumdasınız bilemem ama artmış gündüz aktivitesi bana gece uykusunun gerekliliğini anımsatıyor." "Bana da." Witcher uzandı. "Katil güneşin doğmasına yalnızca birkaç saatçik kaldı. Regis, uykuya teslim olmadan önce bilim ve ilerleme adına üzerimize bir vampir miti serpiştirebilirsin. Çünkü bahse girerim ki hala bir tane daha vardır dağarcığında." "Olmaz mı!" Vampir başını salladı. "Bir tane daha anlatayım. Bu sonuncu ama kesinlikle en önemsizi değil. Bu, size cinsel fobilerinizi dayatmış olan mittir." Cahir yüksek sesle soludu. "Bu miti sona saklamıştım," dedi Regis, Witcher'ı bakışlarıyla tartarak. "Duyarlılığım bunu gündeme getirme mi engellemişti ama Geralt kışkırttı beni, o halde siz de dinlemek zorundasınız. İnsanları en çok, cinselliğe dayanan korkular hırpalar. Kanını emen bir vampirin kollarında baygınlık geçiren bir bakire; bir dişi vampirin itici uygulamalarına maruz bırakılmış, vampirin ağzının bedeninin her yerine dokunmasına katlanan bir delikanlı. Sizin gözünüzün önüne getirdiğiniz bunlar. Bir oral tecavüz. Korkudan taş kesilmiş kurbanını oral sekse zorlayan bir vampir. Ya da oral seksin iğrenç bir parodisi. Üremeyi hiçbir şekilde sağlamayan seks, iğrenç, itici bir şeydir." "Kendi adına konuş," diye mırıldandı Witcher. "Üreme değil, haz ve ölümle taçlanan eylem," diye devam etti Regis. "Kendinize bundan tehlikeli bir mit yaratmışsınız. Oysa bilinçaltınızda aynen bunları hayal ediyor, gelgelelim partnerinizle paylaşmaya korkuyorsunuz. O halde bunu sizin yerine mitolojik vampir yapıyor ve kötünün büyüleyici simgesi mertebesine yükseliyor." "Söylememiş miydim?" diye bağırdı Milva, Regis sözlerini bitirince. "Durmadan aynı şey! Akıllı uslu başlarlar ama illa bir kadının bacak arasında bitirirler!"
Reklam
"Teşekkür ederim.' Regis eğildi. "Bir sonraki mite geçelim. Denir ki vampirler, ölmüş ama bütünüyle ölmemiş insanlardır. Tabutun içinde çürümez, çözülüp toz olmazlar. Kıpkırmızı yanaklarıyla mezarlarında yatarlar, dışarı çıkıp ısırmaya hazırdırlar. Böyle bir mit, sizin saygın ölülere karşı bilinçaltınızdaki gerçek dışı tiksintinizden değil de nereden gelir başka? Ölüleri hürmete boğar, dilinizden düşürmezsiniz, ölümsüzlük düşleri kurarsınız, mitlerinizde ve efsanelerinizde ölenler uyanıp ölümü yener. Ama göçüp gitmiş olan sevgili büyükbabanız gerçekten mezarından kalkıp sizden bir bira isteyecek olsa korkudan aklınızı oynatırsınız. Ve ben buna şaşırmıyorum. İçindeki yaşam süreçleri durmuş olan organik maddeler, kendini sevimsiz bir biçimde belli eden bir bozulmaya maruz kalır. Kötü kokar, çürür, akar. Mitlerinizin kaçınılmaz parçası olan ölümsüz ruh, pis kokan leşi iğrenerek terk eder ve uçup gider. O tertemizdir ve saygıya layıktır. Ama siz öyle iğrenç bir ruh uydurmuşsunuz ki uçup gitmez, cesedi terk etmez, cesedi terk etmez ama kokmak istemez. Bu iğrenç ve doğaya aykırıdır! Yaşayan bir ölü sizin gözünüzde yozlaşmanın olabilecek en iğrenç örneğidir." "İnsan," dedi Geralt hafifçe gülümseyerek, "batıl inançları olan ilkel bir ırkı temsil eder. Kamalarla delik deşik edildiği, kafası koparıldığı ve elli yıl toprağın altında gömülü kaldığı halde dirilen bir varlığı anlamakta zorlanır." "Evet, bu gerçekten zordur." Vampir, alay edildiğini anlamazlıktan geldi. "Sizin mutasyona uğramış ırkınız tırnaklarının ve saçlarının uzamasını, derisinin yeniden oluşmasını normal karşılar ama bu açıdan daha yetenekli ırklar olduğunu kabullenmeyi beceremez. Ama bu beceriksizliğinin kaynağı ilkel doğanız değildir, aksine egosantirik oluşunuz ve kendi mükemmelliğinize inanmanızdır.
Alıntı
Emir Demir
Devamı-1 Milva;Hiçbir bok anlamadım," dedi Milva usulca alnına düşen saçları okun sapıyla geriye itti. "Tek anladığım masallardan söz ettiğiniz; ormandan gelme aptalın tekiyim ama masalları bilirim. Beni en çok, senin güneşten ürkmemen şaşırtıyor, Regis. Masallarda güneş bir vampiri kavurup toza dönüştürür. Bunu da mı masal olarak değerlendireyim?" "Kesinlikle," dedi Regis. "Bir vampirin yalnızca geceleri tehlikeli olduğuna, güneşin ilk ışınlarıyla birlikte toza döndüğüne inanmışsınız siz. En eski çağlarda kamp ateşinin başında doğan bu mitin temelinde sizin güneşle ilişkiniz yatıyor, yani siz sıcağı seversiniz ve sizi gündüzleri canlı kılan bir günlük ritminiz var. Sizin gözünüzde geceler soğuktur; karanlık, kötü, kaygı vericidir, tehlikelerle doludur; oysa gündoğumu, yaşam uğruna verilen mücadele kazanılan yeni bir zaferdir, yeni bir gündür, hayatın devamıdır. Güneş ışığı aydınlık ve sıcaklıktır, sizin için yaşam kaynağı sayılan güneş ışınları düşmanınız olan canavarların imhası demektir. Vampirler küle dönüşür, cin taş kesilir, kurtadam kurt görüntüsünü kaybeder, periler gözlerini örtüp kaçarlar. Geceleri dolaşan yırtıcı hayvanlar yuvalarına döner ve sizler için tehlike olmaktan çıkar. Günbatımına kadar dünya sizindir. Tekrar ediyorum ve altını çiziyorum: Mit denen şey, eski çağlarda kamp ateşinin başında doğmuştur. Bugün ise bir mittir yalnızca çünkü evlerinizi artık ısıtıyor ve aydinlatıyorsunuz. Hâlâ güneşin ritmiyle yönetilmenize karşın geceyi fethetmeyi başardınız. Biz âli vampirler eski çağlardaki yeraltı mezarlarımızdan uzaklaştık biraz. Biz günü fethettik. Analoji kusursuz. Bu açıklama seni tatmin etti mi, Milva?"