Tolga Özen

Tolga Özen
@TolgaOzen
Instagram @tolga__ozen
Halkla İlişkiler Uzmanı
Radyo, Televizyon ve Sinema Yüksek Lisansı
İzmir
Ankara
46 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı
Örtüyü Kaldırdığında Hatırladığın Şey: Özgürlük
8/10
·150 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2026 14:39
Bazen bir kitap okursun ve bilgi vermez ama hatırlatır. Bu da öyle idi. İçine doğru yürüdükçe fark ediyorsun: Aslında anlatılan bir “yolculuk” değil, çoktan başlamış olan bir dönüşün görünür hâle gelişi. Satır aralarında dolaşan şey bir teknik ya da yöntem değil; daha çok bir çağrı. Kendi üzerine örttüğün katmanları fark etmeye, o katmanların altında kalan özü hissetmeye dair sessiz ama ısrarlı bir çağrı. Metnin merkezinde güçlü bir sembol var: Kendini sarıp sarmalayan, koruyan ama aynı zamanda sınırlayan bir örtü. İlk bakışta güvenli, tanıdık, hatta gerekli. Ama derine indikçe anlıyorsun ki o örtü, aynı zamanda unutmanın da bir parçası. Ve onu kaldırmak… bir şey öğrenmekten çok, bir şeyleri bırakmayı gerektiriyor. Bu bırakış kolay değil. Çünkü metin seni rahatlatmıyor; aksine dürüst olmaya davet ediyor. Kendi kaçışlarınla, ertelediklerinle, susturduklarınla yüzleştiriyor. Ama bunu sert bir şekilde değil, daha çok içten bir fısıltıyla yapıyor. Sanki biri sana “hazırsan bak” diyor. Zorlamadan, ama kaçmana da izin vermeden. Akışta en çok hissedilen şeylerden biri samimiyet. Yukarıdan konuşan bir dil yok. Bir şey kanıtlamaya çalışan bir ton yok. Bu yüzden okurken bir “öğrenci” gibi değil, kendi içinin tanığı gibi ilerliyorsun. Yer yer cümleler değil, kendi iç sesin yankılanıyor gibi. Bununla birlikte metin herkes için aynı yerden açılmayabilir. Daha somut adımlar, net yönlendirmeler arayan biri için fazla sezgisel kalabilir. Ama belki de tam olarak bu yüzden değerli: Sana hazır yollar vermek yerine, kendi yolunu hissetmen için alan bırakıyor. Sonunda geriye kalan şey şu oluyor: Özgürlük dışarıda kazanılan bir şey değil. Üzerinden kaldırdığın her katmanla zaten orada olanın açığa çıkması. Ve belki de en derin yerinde şu his kalıyor: Kaybolmadın. Sadece üzerini biraz
Cesurca Özgürlüğe DoğruSelim Genişol · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20242 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
7/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2026 19:00
Ahmet Mithat Efendi’nin Felatun Bey ile Rakım Efendi romanını bitirdiğimde içimde kalan his şu oldu: İnsan aslında neyi taklit ettiğini fark etmeden yaşıyor çoğu zaman. Felatun Bey ve Rakım Efendi… İki zıt uç gibi görünse de, aslında tek bir sorunun iki farklı cevabı gibiler: “Nasıl yaşamalı?” Felatun Bey yüzeyde yaşayan, Batılılaşmayı sadece şekil ve gösterişte arayan biri. Kıyafeti, dili, alışkanlıkları hep dışarıdan alınmış ama içi boş kalmış. Rakım Efendi ise aynı dünyanın içinden geçmesine rağmen özünü kaybetmeden ilerleyen, çalışkan, derinlikli ve dengeli bir karakter. Kitap boyunca fark ettiğim şey şu oldu: Bilgi, taklit edildiğinde değil sindirildiğinde insanı dönüştürüyor. Felatun Bey’in trajedisi bilgisizliği değil; öğrendiğini kendine ait bir şeye dönüştürememesi. Rakım Efendi’nin farkı ise sadece çalışkan olması değil, öğrendiklerini hayatına yerleştirebilmesi. Ahmet Mithat Efendi aslında bize bir karakter anlatmıyor; bir dönem eleştirisi sunuyor. Doğu ile Batı arasında sıkışmış bir toplumun aynasını tutuyor. Ama bu ayna sadece o döneme ait değil, bugün de fazlasıyla tanıdık. Kitabı kapattığımda kendime şu soruyu sordum: Benim hayatımda Felatun’a yakın olan taraf neresi, Rakım’a yakın olan taraf neresi? Çünkü mesele Batılı olmak ya da Doğulu kalmak değil. Mesele, kendin olarak kalabilmek. Kısa ama etkisi uzun süren bir okuma oldu benim için.
Felatun Bey ile Rakım EfendiAhmet Mithat Efendi · Beyaz Balina Yayınları · 201828,2bin okunma
8/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mart 2026 21:36
Bu kitap sorduğum soruların yerini değiştirdi. Okudukça fark ettim ki kitap “anla” demiyor, “bak” diyor ve o bakış dışarıya değil, sürekli içeriye dönüyor. İnsanın kendini “ben buyum” olarak tanımlayıp kapattığı her şeyden tek tek farkındalık kazandırmak açılmamı sağlıyor. “Ben buyum” dediğim her şeyin aslında bana ait olmayan birikimler olabileceğini yüzüme vuruyor. Öğretilmiş kimlikler, alışkanlıklar, korkular… Hepsi yavaş yavaş düşüyor. Geriye kalan şey ise tarif edilemeyen ama çok tanıdık bir his. Kitabın en çarpıcı tarafı şu: Sana yeni bir şey vermek yerine, sende olmayanı göstererek sende zaten var olanı görünür kılıyor. Bir yerde şunu fark ettim: İnsan olmak, bir şey eklemek değil; fazlalıkları bırakmakmış. Okurken zaman zaman zihnim direndi. Çünkü zihin tanımlamak ister, tutmak ister. Ama bu kitap tam tersine, bırakmayı öneriyor. Tutundukça uzaklaştığımı, bıraktıkça öze yaklaştığımı hissettirdi. Benim için bu kitap bir bilgi değil, bir yüzleşmeydi. Şunu çok net söyleyebilirim: Kendini bulmak isteyen biri için bu kitap bir rehber değil bir aynadır… Sat Nam
Patanjali - Ne Olduğunu Anlamak İstiyorsan Ne Olmadığına BakSerra Sagra · Destek Yayınları · 2022993 okunma
8/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 28 Mart 2026 15:19
Kitabı bitirdiğimde, içimde hem bir dinginlik hem de hafif bir sarsıntı hissettim. Kitap, özgürlüğün yalnızca bir dış koşul değil, bir iç tezahür, bir bilinç durumu olduğunu sürekli hatırlatıyor. Okurken fark ettim ki Çetintaş, kaderi bir yük ya da kaçınılması gereken bir sınır olarak değil, bir rehber ve bilgelik kaynağı olarak sunuyor. “Kaderin bilgisi” dediği şey, aslında hayatın ritmini anlamak, içsel akışı yakalamak ve kendi seçimlerimizle bu akışı vücutta yaşamak. Kitap boyunca, özgürlüğün gerçek anlamının, dış dünyadaki şartlardan bağımsız, içeride filizlenen bir farkındalık olduğunu hissettiren örnekler ve anlatımlar var. Dilin akışı sade ama derin; cümleler kimi zaman bir mantra, kimi zaman da bir sorgulama gibi. Kitabı kapattığımda, sadece bir kavramı anlamakla kalmamış, onunla bir süreliğine yaşadığımı hissettim. Bu kitabı okumak, kendi kaderini ve içsel akışını yeniden sorgulamak isteyen herkes için bir çağrı gibi. Bazen durup nefes almak, bazen seçimlerimizi gözden geçirmek ve bazen de yalnızca kabul etmek… Hepsi bir arada. Soru bırakarak bitireyim: Gerçekten özgür olmak, kaderin bilgisiyle bütünleşmekten mi geçiyor? Eğer öyleyse, biz kendi özgürlüğümüzü ne kadar deneyimliyoruz?
Gerçek Özgürlük Kaderin Bilgisinin Vücuda Bürünmesiyle GelirÇetin Çetintaş · Destek Yayınları · 2020702 okunma
Durduğunda Anlarsın
9/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 27 Mart 2026 00:51
Bu kitabı yoga felsefesi ışığında okuduğumda, cümleler bana büyük bir anlam verdi. Her anlatıda yaşadıklarım bir film şeridi gibi geçti gözümün önünden ve kendimi yakaladım. Sanki kitap bana bir şey öğretmek istemiyor, sadece zaten bildiğim ama üstünü örttüğüm şeyleri hatırlatıyordu. Çetin Çetintaş burada bir şey “anlatmıyor”. Daha çok içimizdeki gerçeği fark ettirip gün yüzüne çıkarıyor. Kitap boyunca hissettiğim şey şuydu: İnsan sürekli bir şey olmaya çalışıyor. Daha iyi, daha farkında, daha “uyanmış” bir hâl… Ama bu çaba, insanı kendinden uzaklaştıran ince bir tuzak gibi. Çünkü olmaya çalıştıkça, zaten olanı kaçırıyoruz. “Sarı çiçeği koklayan kedi” metaforu tam burada devreye giriyor. Kedi çiçeği kokluyor, çünkü o an orada. Ne eksik, ne fazla. İnsan ise ya geçmişte ya gelecekte… Ya olmak istediği hâlde ya da olmak istemediği bir hâlde. Ve belki de en çarpıcı olan: İnsan, aradığı şeyin önünde duruyor olabilir. ⸻ Bu Kitap Üzerine Ne Düşünmeli? Bu kitap “ne anlatıyor?” sorusundan çok, “Bende neyi açtı?” sorusunu sordurmalı. • Gerçekten yaşıyor muyum, yoksa sürekli bir şeye mi hazırlanıyorum? • Olduğum hâli ne kadar kabul ediyorum? • “Daha iyi bir ben” olma çabam, beni kendimden uzaklaştırıyor olabilir mi? • Dışarıda aradığım şey, zaten içimde var olabilir mi? Cevaplar kitapta yok; ama doğru yere bakarsan, soruyu değiştiriyor. ⸻ Alınması Gereken Mesajlar • Olmaya çalışmak, çoğu zaman olmaktan uzaklaştırır. • Farkındalık bir çaba değil, bir duruş meselesidir. • Hayat, yakalamaya çalıştığımız bir şey değil; içinde olduğumuz bir akıştır. • Kendini bulmak, yeni bir şey kazanmak değil; fazlalıkları bırakmaktır.
Sarı Çiçeği Koklayan KediÇetin Çetintaş · Sokak Kitapları Yayınları · 2020314 okunma