Fatma ŞEN

Fatma ŞEN
@TomrisHatun61
evli bir çocuk annesi okuma alışkanlığı edinmeye çalışan bir kitap sever
Hz. Nuh’un Hayatı
Hz. Nuh (A.S.), Hz. Adem’in soyundan gelen ve Hz. İdris’ten sonra peygamber olarak gönderilen büyük peygamberlerden biridir. Kur’an-ı Kerim’de bildirildiğine göre kavmini tam 950 yıl boyunca Allah’a iman etmeye davet etmiştir. Yaşadığı toplum putlara tapıyor, Allah’ı inkâr ediyordu. Hz. Nuh, onları yalnızca Allah’a kulluk etmeye, günahlardan uzak durmaya ve doğru bir hayat yaşamaya çağırdı. Ancak kavminin çok azı ona iman etti. İnsanlar onunla alay etti, sözlerine inanmadı ve onu yalancılıkla suçladı. Buna rağmen Hz. Nuh sabırla görevini sürdürdü ve Allah’ın emirlerinden asla vazgeçmedi. Allah, sonunda Hz. Nuh’a bir gemi yapmasını emretti. O da Allah’a güvenerek bu emri yerine getirdi. Tufandan sonra yeryüzünde yeniden hayat başladı ve bu nedenle Hz. Nuh’a “insanlığın ikinci babası” denilmiştir. #islamiilimler
Din
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Hz. Nuh’un Kıssası
Hz. Nuh’un kıssası, tufan olayıyla bilinir. Kavmi uzun süre iman etmeyince Allah, Hz. Nuh’a artık iman edenlerin artmayacağını bildirdi ve ona bir gemi yapmasını emretti. Hz. Nuh, gemiyi yaparken kavmi onunla alay etti. Tufanın başlayacağı, tandırdan su fışkırmasıyla haber verildi. Bu işaret görülünce Hz. Nuh, iman edenleri ve her canlıdan birer çifti gemiye aldı. Ardından büyük tufan başladı; gökten yağmur yağdı, yerden sular fışkırdı ve inkâr edenlerin tamamı helak oldu. Hz. Nuh’un iman etmeyen oğlu da tufanda boğuldu. Tufan sona erdiğinde gemi Cudi Dağı’na oturdu. Bu kıssa, iman edenlerin kurtuluşa ereceğini, inkâr edenlerin ise helak olacağını gösteren büyük bir ibrettir. #islamiilimler
Din
*“Zorluk, sabrın öğretmenidir; sabır ise kolaylığın kapısı"*
İnsan bazen daralır kalbi sıkışır yolu karanlık sanır oysa Allah kulunu unuttuğu için değil yaklaştırmak için imtihan eder her darlık bir terbiye her sabır bir yükseliştir kul beklemeyi öğrendiğinde zaman konuşur susmayı öğrendiğinde kalp duyar yalnız kaldığını sandığında Rahman en yakındadır Gözlerin görmediğini kader görür aklın yetişmediği yere rahmet yetişir insan acele eder Allah ise hikmetle verir geciken her şey reddedilmiş değildir bazen dua kabul olur ama zamanı gizlenir Kalbin kırıldığında bil ki Allah seni dünyadan hafifletiyordur yükün ağırlaştığında bil ki taşıyabileceğin kadarı verilmiştir hiçbir gözyaşı sahipsiz değildir hiçbir sabır karşılıksız kalmaz Ve kul Rabbine döndüğünde dünya sessizleşir kalp sakinleşir çünkü insanın gerçek yurdu Allah’a yöneldiği andır #islamiilimler
Din
*Hz. Hûd’un Hayatı*
Hz. Hûd (A.S.), Hz. Nuh’tan sonra gönderilen peygamberlerden biridir. Kendisi, güçlü yapıları ve zenginlikleriyle tanınan Âd kavmine peygamber olarak gönderilmiştir. Âd kavmi, Allah’ın kendilerine verdiği nimetlere rağmen kibirlenmiş, putlara tapmaya başlamış ve zulümle öne çıkan bir toplum hâline gelmiştir. Hz. Hûd, kavmini yalnızca Allah’a iman etmeye, putlardan vazgeçmeye ve adaletli bir hayat yaşamaya davet etmiştir. Onlara Allah’ın verdiği nimetleri hatırlatmış, şükretmeleri gerektiğini söylemiştir. Ancak Âd kavmi, Hz. Hûd’un çağrısını kabul etmemiş, onu yalancılıkla suçlamış ve tehdit etmiştir. Hz. Hûd ise tüm baskılara rağmen sabırla tebliğ görevini sürdürmüş ve Allah’a olan güvenini hiç kaybetmemiştir. #islamiilimler
Din
*Hz. Hûd’un Kıssası*
Hz. Hûd (A.S.), Allah tarafından Âd kavmine gönderilen bir peygamberdir. Âd kavmi, güçleri, uzun boyları, sağlam bedenleri ve yaptıkları büyük yapılarla tanınan bir toplumdu. Sahip oldukları bu güç ve zenginlik, onları kibirli hâle getirmişti. Allah’ı unutmuşlar, putlara tapmaya başlamışlar ve zulmü yaymışlardı. Kendilerinden önce helâk edilen kavimlerden ders almıyor, güçlerinin kendilerini her türlü azaptan koruyacağını sanıyorlardı. Hz. Hûd, kavmini Allah’ın birliğine iman etmeye çağırdı. Onlara, “Ben sizin için güvenilir bir peygamberim, Allah’tan korkun ve bana uyun” diyerek nasihat etti. Allah’ın kendilerine verdiği nimetleri hatırlattı; bahçeleri, hayvanları, güçlü bedenleri ve rahat hayatları olduğunu söyledi. Eğer iman ederlerse Allah’ın nimetlerini artıracağını, aksi hâlde azapla karşılaşacaklarını bildirdi. Ancak Âd kavmi, Hz. Hûd’un bu uyarılarını kabul etmedi. Onu yalancılıkla suçladılar, aklını kaybettiğini söylediler ve putlarını terk etmeyeceklerini açıkça dile getirdiler. “Bizden daha güçlü kim var?” diyerek kibirlendiler. Hz. Hûd ise sabırla tebliğine devam etti ve onların tehditlerinden korkmadı. O, yalnızca Allah’a güvendiğini ve O’na teslim olduğunu söyledi. Allah, inkârlarında ısrar eden Âd kavmini önce uzun süreli bir kuraklık ile uyardı. Yağmurlar kesildi, toprak verimsizleşti, sıkıntılar arttı. Buna rağmen kavim yine iman etmedi. Bir süre sonra gökyüzünde büyük, kara bulutlar belirdi. Âd kavmi bu bulutları rahmet ve yağmur sandı. Oysa bu bulutlar, Allah’ın azabını taşıyordu. Allah, günlerce ve gecelerce süren şiddetli, soğuk ve yıkıcı bir rüzgâr gönderdi. Bu rüzgâr, inkâr edenleri yerle bir etti; güçlü bedenleri ve sağlam sandıkları evleri onları kurtaramadı. Âd kavmi tamamen helâk oldu. Hz. Hûd ve ona iman eden az sayıdaki mümin ise Allah’ın
Din