Sizin zahirde, şer gibi gördüğünüz şeylerin arkasından büyük hayırlar gelebilir. Kervanın üzerine gitseniz, belki günü kurtaracak, hicret nedeniyle Mekkede geride bıraktığınız mallarınızdan dolayı yaşadığınız maddî zararı bir nebze telafi edecektiniz. Ancak murad-ı ilahî, günü kurtarmanızı değil, sizi önüne katıp götürecek bir sel felaketinden korumayı istiyordu. O sizin günü kurtaran sıradan mücahitler olmanızı değil, insanlığı kurtaracak, kıyâmete kadar milyarların gönül fethine vesile olacak işler yapmanızı istiyordu. Bana verdiği mesaj devam ediyor: Günü kurtaran projelerin değil, insanlığı kurtaracak büyük projelerin mimarı, mühendisi ve amelesi ol!
Kurban geleneğimiz buradan gelir. Kurban yaklaşmaktır. İsmail, Allah'ın verdiği nimetler içinde; en çok sevilenin O'nun yolunda adanmasının semboldür. Bir insan dünyada her şeyden ayrılır ama evlat için der ki, ölümünü görmektense öleyim..... Evlat bu kadar değerlidir. İbrâhimden en değerliyi vermesi istenmiştir. O da hiç itiraz etmeden, verme niyetini ortaya koymuştur. Tam kurban edecekken Cenab-ı Hak, "tamam sadâkatini ispat ettin” diyerek İsmâile bedel bir koç gönderir. Sonra İbrâhim'in (as) kısır olan eşi Sâreden İshak adında oğlu olur. O oğlundan Yakūb, Yakūbtan da on iki oğul olur. İşte yukarıda verdiğimiz mesajın referansı budur. Allaha bir İsmail verdi. Allah İsmail'i geri verdi, üstüne koç verdi. Yetmedi İshak'ı verdi. Yetmedi İshak'tan Ya'kūb, Ya’kūbtan on iki torun verdi. Bütün bunlar şu mesajı verdi: Allah yolunda vermek demek verdiğinden daha fazla almaktır. Ateşe girmek can vermenin, İsmail'i kurban etmek canan vermenin sembolü idi. Peki, canı ve cananı verenin yolunda verince bunun dünyadaki ödülü ne idi? Kâbe'yi inşa etmek. Bu inşaattan daha zoru gönülleri Kâbe yapma inşaatıdır.
Bütün bunların günümüze mesajı nedir?
Yeryüzünü Kâbe yapma liyakatine sahip olmak, canı ve cananı verenin yolunda vermekten geçiyor. Onları vermeyene bu liyakat verilmiyor. Evet, kısaca: "Kur'anda Hz. İbrahim'in isminin geçtiği her yerde verilen mesajın özü budur.
Bana Ne Diyor?
Kur'an İbrâhim'i (as) sana hikâye olsun diye anlatmıyor, senin için *gaye* olsun, hedefe giden yolda rehber olsun diye anlatıyor
Aziz Mahmud Hüdayi Hz. ne atfedilen o muhteşem dizeler...... "günler gelip geçmekteler, kuşlar gibi uçmaktalar" ....... kardeşlik duvarımızından düşen bütün tuğlaları şevkatle yerine koyup, "mü'minlerin yolu" nda hızla mesafe almak tek amacımız olmalı. "Bir vücudun azaları gibi" ....
Londra'daki bütün yolları bilmek büyük meseledir. Şoförler bütün yolları öğrenmek için kendilerini paralar. Siyah taksi şoförü olmak için en az dört sene çalışmak gerekir. En son taksisine bindiğim siyah taksi şoförü bana yedi sene çalıştığını söylemişti. Bu şoförler merkezdeki Charing Cross İstasyonu'nun 7 kilometre çapındaki yirmi beş bin sokağı, yirmi bin anıtı ve birbirleri arasındaki bağlantı yollarını tek tek hafızasında tutmakla mükelleftir. Körü körüne ezberlemekle başarılabilecek bir iş değildir bu. Şoförler sürekli bu yollarda araç kullanır; yolları, anıtları ve bağlantıları deneyimler ki hatırlayabilsinler. Eğitim sürecinin sonunda, adı üstünde "Bilgi" denen bir teste girerler. Teste girenlerin, testi geçiş ortalaması yüzde on ikidir.