Her insanın içinde dönüşebileceği şeyin en ideali mevcuttur ve bir de asla dönüşemeyeceği şeyler vardır. Çok fazla sayıda insan, hayatlarını olamayacakları bir şeye dönüştürmeye harcıyor ve bunu dönüşebilecekleri şeyi görmezden gelerek yapıyorlar.
İlksel eğilim, kişinin yaşamında kesintisiz bir üretken yönelime vardığında o zaman bu kişi özerk olabilir, düşünmek, sevmek, hissetmek be kendi başına hayal kurmak için kendi güçleriyle işleri halledebilir.
Üretken bir sevgiye yönelik ilksel eğilim, en fazla kişinin hayatının erken dönemlerindeki “ en önemli insanın” üretken sevgisinden beslenebilir, aynı zamanda kişiden yaşça büyük bir insanın bencil, kaygılı, sahiplenici, değerini düşüren, bağımlı kılan bir sevme biçimi, evet , tam tersi bir hal alarak onu engelleyebilir. Fromm bu suretle “ en önemli insanın” sevme biçimini ilişkinin bir sosyal kalıbının devreye girişi olarak görür.
Uyum ya da çatışma , neşe ya da üzüntü bile ikincil kalır. Önemli olan iki insanın birbirlerini varlıklarının temelinden yaşaması, kendi kendilerinden kaçmak yerine birbirleriyle bütünleşirken kendi kendileriyle de bütünleşmeleridir.
Sevgi kadar böylesi muazzam umut ve beklentilerle başlamış olan ama yine de sürekli olarak başarısızlığa uğrayan başka herhangi bir eylem , herhangi bir girişim yoktur.