Hayatın içine doğru yürümedikçe, korkularının üzerine gitmedikçe, geçmişi sorgulayıp geleceğe bakmadıkça, geleneksel düşünceleri üzerinden silkelemedikçe, kulaklarını dünyaya kapatıp gözlerini gerçeklere kıstıkça, bir gerçeğin neferi olmaktansa yanlışın kölesi oldukça, bir başkasının sözlerine zihnen kulluk ettikçe gerçek anlamda yaşayamaz.
Böyle bir insan zaten yaşayamaz, yaptığı tek şey hayatta kalmaktır.
Yaşamayıp hayatta kalmanın en güzel örneğini bitkiler verir.
Eğer bir ağaç değilseniz yürümenin, bir kaya değilseniz düşünmenin, bir hayvan değilsenin üretmenin sorumluluğunu taşırsınız.
Ama bugün biliyoruz ki, insan beyni ondan ne istediğimize bağlı olarak çalışır; çalışmasına gerek duymazsanız bu bir buçuk kiloluk oluşumu taşıyarak sadece hamallık edersiniz, ama kullanmayı bilen için bu yük kanatlarada dönüşe bilir.