Yapılan her şey imanını arttırıyordu Musab'ın.
Annesi hem ağladı hem yalvardı, hem tehdit etti hem kızdı; elini ayağını bağlayıp esir gibi eve hapsetti oğlunu...
Sahip olduğu onca varlığa ve itibara rağmen zulmetmeyen, şımarmayan, insanlara tepeden bakmayan Musab'ın fıtrattan gelen " insan" tarafını seviyordu herkes. İslam üzere yaratıldığı halini koruyabilmiş, tekrar İslam olmaya hazır halde bekliyordu adeta...
Musap hakka verdiği iman dolu gönlüyle dünyalık olan her şeyi elinin tersiyle itmişti. Musab varlığın içinde, her istediği alınan zengin bir ailede olmasına rağmen Hakkı bulmuş imanla süslenmişti. Başka süse ihtiyacı var mıydı?