s

Sahabe

9 üye
Takip
|| Çok konuşan çok hata yapar. Çok hata yapanın utanma duygusu azalır. Utanma duygusu azalanın takvası azalır. Takvası azalanında kalbi kararır. - Ömer bin Hattab
Sahabe
Örnek Bir Hanım: ÜMMÜ SÜLEYM (R.ANHÂ)
Ensar’dan ve Benî Neccâr Kabilesi’nden olan Ümmü Süleym binti Milhan (r. anhâ), Ashâb-ı Kirâm’dan Enes bin Mâlik Hazretlerinin annesidir. Ümmü Süleym (r. anhâ), kavmiyle beraber Müslüman olmuştu. Kanaatkâr, dindar, dirâyetli bir hanımdı. Kocası ve Hazret-i Enes’in babası olan Mâlik bin Nadr, onun Müslüman olmasına kızarak Şam’a gitmiş ve orada müşrik olduğu hâlde ölmüş, Ümmü Süleym (r. anhâ), bir müddet dul kalmıştı. Zengin ve hatırı sayılır kimselerden olan ve henüz Müslüman olmayan Ebû Talhâ, kendisiyle evlenmeye talip olmuştu. Ümmü Süleym (r. anhâ): “Sen müşriksin. Ben ise -Elhamdülillah- Müslümanım. Eğer Müslüman olursan mehrimi de sana bağışlarım. Bilmez misin ki senin taptığın şey, yerden biter, sonra onu dülger (marangoz) yontar. Hâl böyleyken sen, bir tahta parçasına tapmaktan utanmıyor musun?” dedi. Ebû Talhâ, bu sözlerden insafa gelip iman etti ve Ümmü Süleym (r. anhâ) ile evlendi. İslâm mücâhidlerinin en meşhurlarından oldu. Enes bin Mâlik (r.a.) anlatıyor: Uhud Harbi’nde Müslümanlar, bir ara Resûlullâh’ın (s.a.v.) yanından dağılmış, ancak on kişi kalmıştı. Bu çok tehlikeli anda Hz. Ebûbekir’in kızı (ve Resûlullâh’ın zevcesi) Hz. Âişe ile annem Ümmü Süleym, aralıksız ve süratle, kırbalarla su taşıyorlar ve yaralılara su veriyorlardı. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Bana, Cennet gösterildi. Orada Ebû Talhâ’nın hanımı Ümmü Süleym’i gördüm.” buyurmuştur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Bir keresinde uyurken kendimi Cennet’te gördüm. O sırada bir kadın (Ümmü Süleym), bir köşkün yanında abdest almakta idi.” buyurmuştur. Resûlullâh (s.a.v.), Veda Hacc’ında başını tıraş ettiği zaman saçından ilk alan Ebû Talhâ (r.a.) oldu. Aldığı saçları, Resûlullah (s.a.v.) Efendimizin emri üzerine, saklaması için zevcesi Ümmü Süleym’e teslim etti. 26 Mayıs 2026 Fazilet
Sahabe
Reklam
ASHÂB-I BEDİR: EBÛ EYYÛB EL-ENSÂRÎ (R.A.)
Ensâr’dan Hazrec kabilesinin Benî Ganem kolundandır. Mübârek ismi Hâlid bin Zeyd olup; İkinci Akabe Bey’ati’nde, Bedir ve Uhud başta olmak üzere diğer harplerde de Peygamber Efendimizin (s.a.v.) yanında bulunmuştur. Fahr-i Âlem (s.a.v.) Efendimiz, hicret ederek Medîne-i Münevvere’yi teşrîf ettiklerinde; Mescid-i Nebevî ve hâne-i saâdetlerini bina edinceye kadar, yedi ay müddetle onun hanesinde müsafir olmuşlardır. İşte bu sebeple Ebû Eyyûb Hazretlerine, “Mihmandâr-ı Resûlullâh” denir. Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), Hayber Gazâsı’ndan hemen sonra Sahbâ denilen mevkide gecelediler. Ebû Eyyûb (r.a.), o gece kılıcını kuşanıp Peygamberimizin çadırının etrafında sabaha kadar dolaşıp nöbet bekledi. Sabahleyin Fahr-i Âlem (s.a.v.) Efendimiz, Ebû Eyyûb Hazretlerini o hâlde görünce, “Ey Ebû Eyyûb, ne yapıyorsun?” diye sordular, “Yâ Resûlallâh! Gazâdan yeni çıktık, size bir suikast yapmalarından korktuğumdan nöbet bekledim.” dedi. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) kendisinden hoşnut olarak “Allâh’ım, Ebû Eyyûb nasıl bu gece beni muhafaza için nöbet beklediyse sen de onu muhafaza eyle.” diye dua buyurdular. Siyer âlimlerinden Süheylî (rah.) der ki: Bu duanın bereketi ile Cenâb-ı Hak, Ebû Eyyûb Hazretlerini hayatında iken muhafaza ettiği gibi vefatından sonra da muhafaza buyurmuştur. Hattâ kabr-i şerîfi, diyâr-ı Rûm’da (İstanbul’da) muhafaza altındadır. O diyar halkı, kendisini ziyaret ederek onunla tevessül eder, onun hürmetine Cenâb-ı Hak’tan yağmur isterler, şefaatini talep ederler. Kendisinden rivâyet olunan birçok hadîs-i şerîften biri şöyledir: Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), “Sana, kızıl develere sahip olmaktan daha hayırlı olan bir sadakayı bildireyim mi?” buyurdular. Ebû Eyyûb Hazretleri, “Bildiriniz yâ Resûlallâh!” dedi, buyurdular ki: “Araları bozulduğu vakit, insanların
Sahabe
Velînin birine, yüksekliğini belirtmek için demişler ki: — Siz zamanımızda Sahâbîlere denksiniz! Velî, bu ölçüsüz medih karşısında son derece incinmiş ve şöyle cevap vermiş: — Siz Sahâbîleri görmüş olsaydınız “deli” derdiniz; onlar da sizi görmüş olsalardı, “bunlar Müslüman değil!” derlerdi. Ben nasıl onlara denk olabilirim? İşte Sahâbî ve Sahâbîlik!
Sayfa 9 - 2012 / SAHÂBİ - O KADAR BÜYÜK BİR ŞEY Kİ! / b.d.y
Sahabe

Sahabe Konusuna Benzer öneriler

Alacakaranlık Günceleri1 üye · 10 yeni gönderi
Takip
𖹭 ayet9 üye · 2 yeni gönderi
Takip
Manga226 üye · 11 yeni gönderi
Takip
Ve bu söz, en büyük kerametin üstünde... Bu sözde Sahabîden ziyade O'nun büyüklüğünü heykelleştirmek lâzım... İnsanlığın gâyesi ve Peygamberliğin ufku olmaya mahsus bir büyüklük ki, kendisini dünya gözüyle bir kerecik göreni, isterse gören dünyanın en aşağı şahsı olsun, görmemiş olan en büyük insana nispetle kıyas kabûl etmez dereceye çıkarıyor. "Sahabí" kelimesinin "sohbet"den geldiğini ve Peygamber sohbetine ermiş olanlara sıfat olduğunu kaydetmeye ne hâcet!... Bizim tarif ve tespit üslûbumuz, ilim üstü bir vecd dilidir ve lûgat paralamalarla alâkasızdır.
Sayfa 8 - 2012 / SAHÂBİ - O’NUN BÜYÜKLÜĞÜ / b.d.y
Sahabe
Reklam
Reklam