Kitap okumaya bayılan her okuyucu gibi bende istediğim bir kitabı satın alana kadar fena halde sabırsızlanırım. Bazen kitabın gidişatı ve sonu hüsran doludur çünkü pek de beklediğim gibi değildir.
İskender Pala’nın önceden okuduğum üç kitabını( Katre-i Matem, Şah ve Sultan ve Mihmandar) bayılarak okuduğum için yeni çıkan kitabına almak için gün saymaya başlamıştım ki sonunda elime para geçtiği ilk fırsatta soluğu kitapçıda alıp satın aldım.
Almama değdi mi? Bence evet.
Azdahak. Büyük kurtarıcıyı kayan bir kuyruklu yıldızın tepesinde bekleyen, beklerken de kurtarıcı, gelmeden önce dünyaya kötülüğü yayıp tüm dinleri yok sayan bir cemiyet. Sembolleri yılanken kurbanları da yılan gözlü hamile gelinler. Amaç ise ceninleri alıp büyük kurtarıcının gelmesi için öldürmek hatta yemek. Evet bir kuyruklu yıldızın tepesinde kurtarıcı beklemek kulağa ne kadar komik geliyorsa cenin beyni yemek de bir o kadar mide bulandırcı ve vahşice geliyor tabiki de.
Kitap tarihi kurgu olduğu için elbette Osanlı döneminden birçok bilgi ediniyorsunuz ki bu en sevdiğimdir. Yazarın Katre-i Matem kitabı da Osmanlı da geçiyordu ve yine çözülmesi gereken bir cinayet vardı(inşallah yanlış hatırlamıyorumdur) bu yüzden Azdahak kitabınında böyle bir kurgu olması severek okumama sebep oldu. Sapkın ayinler yapan bir cemiyet,çözülmesi gereken sırlar,aşk,direniş,cehalet,bilim… kitabı özetleyebilen birkaç kavram.
Tabi dediğim gibi bir de aşk kısmı var. Olmasa olmaz gibi:) Bir yandan bilgiye aşık,bunun için kılık değiştirmeyi göze alıp katledilen kadınları incelemeyi göze alan zeki,cesur ve gözükara bir kız Emanet…
Diğer yandan ise hafiye olan,kardeşinin emaneti olan, kaybolan yengesini ve öde batırılmış kutsal kitapların suçlularını aramak için canla başla çalışan,
zeki ve cesur bir oğlan Karabarut.
Ve
Sonbahar içlerini titretiyordu, en derinlerde bir adaletsizlik rüzgarıyla… Bir an ikisi de kendilerini boşlukta hissettiler. Adalet sağlanacak mı,sağlanamayacak mı? Suçlular cezasını çekecek mi,çekmeyecek mi? Şüpheler kalkacak mı, kalkmayacak mı?… mı,…mı?