Üç beş tane kitap okumuş, onları da ne kadar anladığı belli değil, iki parça beyaz suntadan kitaplık yapmış paylaşım yapıp duruyorlar. Kimsenin iç dünyasına karışmak istemiyorum ama hayatta size kalan, şova çevirmediğiniz bir değeriniz, bir yanınızda olsun yahu!
Adam koskoca Beyazıt Kütüphanesini "yalamış yutmuş", Batılı araştırmacılar onun için; “kafasının içi, müdürlüğünü yaptığı kütüphaneden daha zengin olan adam” benzetmesi yapmışlar ama İsmail Saib Sencer muhtemelen şu an bu platformda olsaydı linç yer, hor görülürdü!
Çok yazık, çok.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yeni Türkiye'nin İstiklâl Harbi'ne rağmen İslâm'ı müzelik şekle çevirme manevrasının bir mahsulü olduğu bilinmelidir. Ateşli silahlar kullanarak İslâm'ı Türk milleti dolayımıyla yok edemeyenler gayelerine Türkleri şuurlarından ve şuurlarıyla gururlanmaktan mahrum ederek ulaşma hevesine kapılarak bu istikamette epeyi mesafe katetmişlerdir.
İstiklâl Marşımız kahraman ordumuza ithaf edilmiştir. Biz Türkler ordu-milletiz. Tarihte bir yerimiz varsa, bu yer küfür âleminin kendine olan güvenini tamamen kaybettiği yerdir. XII. Hıristiyan asrında İslâm'ın kılıcı olarak tarih sahnesinde yerimizi aldık. Mevkiimizi hiçbir zaman terk etmedik. XIII. Hıristiyan asrında da Diyar-ı Rum'u vatanlaştırdık. Bizim hep üniformalı veya üniformasız kahraman ordumuz oldu. Şimdi de var; ama henüz kendine gelmiş değil. Niçin İstiklal Marşımız kahraman ordumuza ithaf edilmiştir? Çünkü I. Cihan Harbi'nin sonu sayılan 1918'de küfr âlemi İslâm'ı bir siyasî teşkilåt ve bir askerî güç olarak dünyadan sildiği, silebildiği inancıyla hareket ediyordu. Ordudan başka bu inanca yalnız Türk topraklarında değil, bütün dünyada karşı çıkarak direnen müessese kalmamıştı. Ordu küfre karşı paşalarıyla değil, mülâzımları (bunların en önemli kısmı da ihtiyatı) ve zabitlerin çarıklı erkân-ı harp diye alay ettikleri eratla, yani Mehmetçiklerle cihad etti. Biz Türkler bir Sivas Kongresi toplamamış olsaydık, bir İstiklâl Harbi vermemiş olsaydık şimdi İslâm'ın arz üzerinde ancak müzelik bir kıymetinden bahis açılabilecekti.
Nasıl 24 Ocak 1980 kararlarının uygulanabilmesi için 12 Eylül 1980 darbesi gerçekleştiyse; 1838 Balta Limanı Anlaşması'nın süratle ve müessir uygulanabilmesi için Tanzimat ilan edildi.
"Yöneticileriniz hayırlılarınız; zenginleriniz cömertleriniz olduğu, işleriniz de aranızda danışarak görüldüğü sürece, yerin üstü sizin için yerin altından daha hayırlıdır.
Yöneticileriniz şerirleriniz; zenginleriniz cimrileriniz olduğu, işleriniz de kadınlara kaldığı zaman, yerin altı sizin için yerin üstünden daha hayırlıdır."
(Tirmizi, Fiten 78)