"Bir sürü kitap okudu ama içindeki huzursuzluk azalmak yerine daha da büyüdü. Her kitabın tek tek her sayfası bilgi alemine açılan birer gözetleme deliğiydi. Okudukları açlığını daha da arttırdı."
Derler ki, can almaya gelirken, çeşitli kılıklarda zuhur edermiş Azrail. O aralık gecesi, Palandöken Dağları’nda, beyazlar giyinmiş gelin gibiydi ölüm.
Paslı bıçak yarası gibi acıtır hâlâ hem etimi, hem de ruhumu soğuk. Ruhum kaldıysa eğer, ruhumdan bir parçacık kaldıysa ten kafesimde, titreşir, üşür, ürperir habire.
Uyumak! Uyumak sonsuza kadar! Beyaz bir kelebek gibi savrularak rüzgârın önünde, yedi kat göğü aşmak... Uçuşan bir kar tanesi olmak... Kar olmak... Beyaz ve sonsuz olmak... Sonsuzluk olmak!