"Felsefe yapmak bana yetiyor. On dokuzuncu yüzyılı yapış yapış merhamet duygumuzla tükettiğimize göre çıkış yolunu bilimde aramalıyız. Duyguların güzel yanı bizi yolumuzdan şaşırtmalarıysa, bilimin güzel yanı da duygusal olmayışıdır."
"Kırlarda kimselere görünmeyen, ormanın loş karanlığında yaşayan sessiz sedasız bir ruh aniden mistik bir orman perisi gibi belirdiğinde hiç korkmamıştı çünkü ruhunun derinliklerinde onu arayıp durmuştu."
"Her mükemmel varlığın ardında da mutlaka bir trajedi vardı. Sanki en sıradan çiçeğin açması için bile dünyanın şiddetli doğum sancıları çekmesi gerekiyordu... "
"Oysa yaşamın amacı kendi kendini geliştirmek, tekâmül etmektir. Dünyaya gelme sebebimiz özümüzün farkına varmaktır. Bugünlerde insanlar kendilerinden korkar oldu. Görevlerin en ulvisini, kendilerine karşı olanı unuttular. Hayırseverler hayırsever olmasına, açları doyurup yoksulları giydiriyorlar. Gelgelelim kendileri çırılçıplak, ruhları açlıktan kıvranıyor. Cesaret denilen şey insanlığı çoktan terk etmiş. Belki de hiç cesur olmadık. Ahlakın temelindeki toplum korkusu, dinin sırrı ise Tanrı korkusu: İşte bizi yöneten iki şey."