“Yarın, bugünü yaşanılabilir hale getiriyordu. Kendimizi bir binanın tepesinden hep beraber boşluğa bırakmayışımızın tek nedeni yarındı! Lotonun çıkma ihtimalini, âşık olunacak insanla tanışma ihtimalini, sonsuz mutluluk ihtimalini içinde barındıran o sihirli sözcük: yarın. Gelecek iyi bir sermayeydi. Yaşadığımız sürece bitmeyen bir anapara gibi.”
“...Anita’nın gözyaşları yanaklarında, kendi etrafında dönerek dans ederken kendi rüzgârından kurumuştu. “Ben ağlamam” dedim kendime. “Kurutamam gözyaşlarımı çünkü. Başlarsam duramam diye ağlamam. Bütün damarlarım, kemiklerim çıkar gözpınarlarımdan. Geriye tek bir derim kalır...”
“Dokuz yaşıma kadar kendi adımı fısıltıyla söyleyemedim. Korkardım. Neden bilmiyorum. Yankılanırdı ismimin bütün sessiz harfleri kafamın içinde. Sonra alıştım korkmaya. Çok geç alıştım ben yaşamaya.”
“İnsanlar...” dedim fısıldayarak. “Taşırlar insanları. Kundaktayken, tabuttayken. Hep taşıyacak birileri olur. Bazıları dostluktan, bazıları cepteki paradan, bazıları da içinde bulundukları sistem bir gün onlara da taşınma sırasının geleceğini söylediği için, taşırlar insanı...”