DIMITRI: Birbirine rakip birçok felsefe var. Bir şeyin doğruluğundan nasıl emin olacağım?
TASSO: Bir şeyin doğru olduğunu kim söylüyor?
DIMITRI: Aha, yine başladın. Neden hep sorulara sorularla yanıt veriyorsun?
TASSO: Rahatsız mı oldun?
DIMITRI: Niye sordum bilmiyorum zaten. Çünkü bazı şeyler doğrudur. İki artı ikinin dört etmesi gibi... İki, iki daha dört eder, doğrudur, konu kapanmıştır.
TASSO: İyi de, nasıl emin olabiliyorsun?
DIMITRI: Akıllıyım çünkü.
TASSO: O başka mesele. Ama iki artı ikinin dört ettiğinden eminsin çünkü işlem, mantığın aksi iddia edilemez yasalarına uyuyor.
Yirminci yüzyıl filozofu Alfred North Whitehead, Tanrı'nın geleceği belirlemeye gücünün yetmeyeceğini öne sürmekle kalmadı, savına geleceğin Tanrı'yı belirleyeceği görüşünü de kattı. Whitehead'in süreç felsefesine göre Tanrı ne her şeye kadirdir ne her şeyi bilendir. Tanrı olayların ilerleyişine göre değişen bir varlıktır. Ya da Yeni Çağcıların jargonuyla: "Tanrı var ya, acayip evrim geçirmiştir ha..."
Abe: Bil bakalım: yeşil olan, duvara asılan ve ıslık çalan şey nedir?
Sol: Bilemeyeceğim.
Abe: Ringa balığı.
Sol: E ama ringalar yeşil değildir?
Abe: Yeşile boyarsın.
Sol: E ama ringayı duvara asmazsın?
Abe: Bir çiviyle bir çekice bakar.
Sol: E ama ringalar ıslık çalmaz?
Abe: E? Çalmasın
DIMITRI: Son zamanlarda canımı sıkan bir konu var, Tasso.
TASSO: Neymiş?
DIMITRI: Tüm bunların anlamı ne?
TASSO: Tüm bunlar derken?
DIMITRI: İşte... Yaşam, ölüm, aşk... Şu aşurenin içine koyulabilen ne varsa...
TASSO: Bunların bir anlamı olduğunu da nereden çıkardın?
DIMITRI: E, olmalı çünkü. Yoksa yaşam şey olurdu...
TASSO: Ne?
DIMITRI: Ben iki tek atayım...