Günümüz eleştirmen ve koleksiyoncuları doğayı daha iyi tanısa- lardı, yargıları şimdi olduğundan daha doğru olurdu. Çünkü artık bunlar yalnızca resimler arasında yaşıyorlar ve ancak onları birbirleriyle kıyaslama olanağına sahipler.
Tasalar olacak, engeller çıkacak, ama her zaman bizi öyle düşün -yapıtlarım önünde gör. Bir doğa parçasına bak ve şöyle düşün: Bunun resmini yapacağım. Bir tek sabit fikre ada kendini: Ressam olmak.
... en cahil bir adam gibi yolumu sürdürürken bildiğim tek şey var; birkaç yıl içinde, bir yapıt oluşturabilecek çoklukta işi yapıp bitirmem gerek. Çok fazla acele etmem zorunlu değil, zaten iyi de olmaz öylesi ancak, serinkanlılıkla ve sükûnetle dolu olarak, elimden geldiğince düzenli ve yoğun, olabileceğince özlü ve tutumlu çalışmam, çalışmam gerek. Diinya’nm beni ilgilendiren tek yanı var: Otuz yıl üstünde yaşadığım bu toprağa karşı “iyi kötü”.duyduğum belirli bir borç ve yüklendiğime inandığım bir görev; duyduğum bu şükran borcuna karşılık desen ya da resim olarak birkaç andaç bırakmak istiyorum geride -birtakım sanat akımlarının hoşuna gitmek için değil, gerçek, içten, insancıl duygulan dile getirmek için. İşte, yaşamdaki amacım bu.
“Bazen yaşamın içinden nasıl çıkacağımı bilemiyorum” diyorsun. Bak şimdi, aynı şeyi birçok değişik alanda duyuyorum ben de... Yalnızca parasal açıdan değil, sanatımın kendisinde, hatta yaşamın genelinde... Ama bunu olağandışı bir şey mi sanıyorsun sen? Az-buçuk yürekli, az çok enerjik her insanın böylesi anları olmadığını mı sanıyorsun?
Hepimizin melankoliye düştüğü, aşırı sıkıntılı, kaygılı anları var bence, ama daha az ama daha çok... Bilinçle yaşayan her insanın hayatının bir parçası bunlar. Kimilerinde kişilik bilinci yok anlaşılan. Ancak, bu bilince sahip olanlar, kimi kez sıkıntılı, üzüntülü olabilirse de, mutsuz değiller... Başlarına gelense hiç de olağandışı değil.
Bazen bir rahatlama geliyor, bazen insanın içinden bir enerji doğuyor ve bundan dolayı yüceliyor kişi, ama günün birinde, en sonunda, belki de yücelemeyeceği gün gelecek.. Que soit* Gene de, olağandışı değil bunlar, yineliyorum, insanoğlunun ortak yazgısı bu, inanıyorum.
... yaşamın veremeyeceğini anladığı birtakım şeyleri beklememeyi öğrenmiş oluyor kişi; üstelik her geçen gün daha iyi kavrıyor ki yaşam yalnızca bir ekme dönemidir, hasat mevsimi yoktur burada.