Şimdi yanımda olsaydın..
Birçok meseleyi askıda bırakıp gittin. Beni bıraktın bu makinanın çarkları arasında. Ben de dişlilere ceketimi kaptırdım. Eteğimin ucundan bağlandım bu düzene. Ceketi çıkarmadan olmaz. Ceket çıkarma talimatı da verilmedi daha. Çıkar üstündekileri, kurtul bu düzenden.
Olmaz Selim; çırılçıplak kalırım sonra..
Şimdi ne durumlara düştük ikimiz de. Sen öldün; ben de koridorlarda anlamsız bekleyişlerin içinde ölüyorum.
Gerçekten öldün mü Selim?
Bu yalnızlık dolu koca dünyada bütün tutunamayanları öksüz bırakıp gittin mi?
Babalar kızlarını hep bu iki sınıfa verirlermiş; kızımı bir memura verdim, kızımı bir subay ile evlendirdim! Demek o zamanlar insanlarla evlenmek adeti yokmuş.
Masum insanlara kötülük ediyorlar, gerçek olaylara karşı güvenimizi sarsıyorlar. İnanarak dinlememizi güçleştiriyorlar. İnsan her sözü kuşkuyla karşılıyor artık. Gerçekle düş birbirine karışıyor; yalanın nerede bittiğini anlayamıyoruz.
Tutunacak bir dalımız kalmıyor. Tutunamıyoruz.