Erdem yerine para ya da başka bir şey için çabaladıklarında; olmadıkları bir şey olduklarını ileri sürdüklerinde; hiçbir şeye yaramadıkları halde bir şey olduklarını sandıklarında ve doğru şeylerin peşinden gitmediklerinde, sizlere yaptığım gibi onlara da itiraz ve suçlamalar getirin. İşte bunu yaparsanız, o zaman bana adil ve haklı davranmış olacaksınız. Bana ve oğullarıma.
Ölümden korkmak, insanın kendisini bilge yerine koymasından başka bir şey değildir. Çünkü bu insanın hiç bilmediği bir şeyi bildiğine inanması anlamına gelir. Çünkü hiç kimse, ölümün insanlar için iyiliklerin en büyüğü olup olmadığını bilemez, ama gene de, kötülüklerin en büyüğü olduğundan kesinlikle eminmişler gibi insanlar ondan korkuyorlar. Ve bu o çokça aşağılanan cehaletten başka nedir ki: Yani bilmediği şeyi bildiğini sanmak. Bu bilgeliğim, öte dünyadaki durumlar ve şartlar hakkında kesin bir şey bilmememden, bunlar hakkında bir şey bildiğimi sanmayışımdan ibarettir.
Ancak yanından ayrılırken Kendi kendime dedim ki, doğrusu, belki ikimizin de iyi, güzel, öyle doğru dürüst bir şey bildiğimiz yok; gene de ben, ondan daha bilgeyim; çünkü o hiçbir şey bilmediği halde, bildiğini sanıyor, ben ise bilmiyorum ve bildiğimi de sanmıyorum.
Ancak zor olan, ölümden kaçmak değildi; bundan çok daha zor olan, kötülükten kaçınabilmektir, çünkü o, ölümden çok daha hızlı koşar. Ve şimdi gidiyoruz artık: Ben sizlerce ölüm cezasına çarptırılarak, sizler ise doğruluk tarafından alçaklık ve adaletsizlikten suçlu bulunarak.