Dinmek bilmeyen hafif yagmurun,oraya buraya yerleştirilmiş plastik kovalara tıp tıp damladigi uzun gece boyunca bunları düşünüp durmuş,boşa koyup dolmamasinin,doluya koyup almamasinin yürek sıkıntılarını yaşamıştı.
O anda içine güneş doğdu sanki;kara bulutlardan sonra görünen rengarenk gokkusagina benzer bir ferahlık ve o gri,sevimsiz günü al bir yazmayla dalgalandıran bir sevinç hissetti.
Cemal içindeki kararliligin zayıflamaya basladigini ve Meryem'i bir insan,hem de çocukluğunda tanıdığı;gülüşünü,heyecanını,mizikciliklarini,hastalıklarını,çember çevirmesini,kuş yuvalarına tirmanmasini bildiği bir insan olarak hatırlamaya başladığını gördü.
Bu yüzden,birlikte geçen cocukluklarina ait en küçük bir anıyı bil aklına getirmemeye,onu bir yabancı olarak kabul etmeye özen gostermisti;akılla değil icguduyle.