Çalışmaya oturmaktan pek hoşlanmazdı. Editörüne yazdığı bir mektupta, "Verilen sözlerden, yükümlülüklerden ve baskı altında çalışmaktan nefret ediyorum," demişti. "Ama diğer taraftan, peşin ödeme almayı seviyorum ve sadece baskı altında çalışabiliyorum."
Hayatım olabildiğince basit. Bütün gün çalış, yemek yap, ye, bulaşıkları yıka, telefon et, araya yazıyı sok, içki iç, akşamları televizyon izle. Neredeyse hiç dışarı çıkmam. Sanırım herkes zamanın geçişini görmezden gelmenin bir yolunu arar; mesela bazı insanlar çok şey yapmakta, bir yıl California’da, ertesi yıl Japonya’da olmakta bulmuşlardır çareyi. Benimkisiyse her günü ve her yılı tamamen aynı yaşamak. Ama muhtemelen ikisi de bir işe yaramıyor.