Ben sana devrimci olmayı öğretmiyorum. Ben senin çok sessiz, neredeyse yeraltındaki bir dönüştürücü olmanı istiyorum. Çünkü tüm devrimler başarısız olmuştur, artık mümkün olan tek yol bizim onu çok sessizce ve barışçıl olarak yapmamız ve bu sayede de onun gerçekleşmesidir.
Sen basitçe sıradan işini yapmaya devam edersin, sıradan dünyada yaşarsın, sıradan ve basit olursun; bir devrimci, muhalif, punk ya da dazlak olmadan. Bunun bir faydası olmaz. Bu safi aptallıktır.
Özgürlük kaos demek değildir. Özgürlük daha çok sorumluluk; o kadar çok sorumluluk demektir ki hiç kimsenin senin hayatına karışmasına gerek olmaz. Yalnız bırakılabilirsin, hükümetin sana karışmasına gerek yok, polisin sana karışmasına gerek yok, kanunun seninle hiçbir işi olmaz; sen basitçe onların dünyasının dışındasın.
Benim yaklaşımım budur; şayet gerçekten insanlığı dönüştürmek istersen her birey kendi kendine gelişmeye başlamalıdır. Ve aslında gelişmek için bir kalabalığa gerek yoktur.
Uluslar bireyleri ulus adına kurban ediyor; ve "ulus" sadece bir laftır. Haritanın üzerine çizdiğin çizgiler yeryüzünde hiçbir yerde yoktur. Onlar sadece senin oyunundur. Fakat haritanın üzerine çizmiş olduğun bu çizgiler için savaşmak adına milyonlarca insan ölmüştür; gerçek insanlar gerçek olmayan çizgiler için ölüyor. Ve sen onları kahraman yapıyorsun, ulusal kahramanlar yapıyorsun!