Dışarıda gürültüler uzaklaşıyor gibiydi, oysa gökyüzünde hala şimşekler çakıyor, bir yerlere yıldırımlar düşüyor, şehrin üzerinde kıyametler kopuyordu ama biz öylece duruyorduk, fırtınaya aldırmadan, bu yabancı odanın ortasında hiç kıpırdamadan, hiç konuşmadan, sanki kollarımızı gevşetirsek bu büyülü an bozulacakmış gibi birbirimizden hiç ayrılmadan.
Tuzu kuru olanların, toplumun kaymak tabakasından olanların, nasıl para kazandıkları, hangi siyasilerle içli dışlı oldukları, bu kadar kısa sürede nasıl Türkiye’nin en zenginleri arasına girdikleri asla konu edilmiyordu. Hatta onların çocuklarının, eşlerinin adlarının karıştığı bariz cinayetler bile sorgulanmıyordu.