TUĞÇE İPEK

Gövdem, içi boşalmış, kuru bir kabuk sanki...
Sayfa 41 - Can Yayınları
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kaç kez, pencerenin önüne dikilip karanlık gecede soluk soluk parlayan sokak ışıklarına baktım? Kaç kez, kapıya kulağımı dayayıp hiçbir ayak sesinin kıpırdatmadığı sessizliği dinledim? Susuzluk gibi bir şey beklemek... Açlık gibi...
Sayfa 37 - Can Yayınları
Edebiyat
Yüreğimi bir uçurtmanın ucuna bağlayıp göklere salarcasına sevmiştim.
Sayfa 24 - Can Yayınları
Edebiyat
Peki ya hiç eskimeyecekse?
Bir vakitler, her sokağa çıkışta onu görmek umuduyla çarpardı yüreğim. Ondan en nefret ettiğim sıralarda bile, şöyle bir görmek için can atardım. Ama eskidendi bu. Çok eskiden...
Sayfa 19 - Can Yayınları
Edebiyat
Ben bir hayal âleminde yaşıyordum hâlâ, sense bambaşka bir dünyada, yadsınamayacak bir yer edinmiştin kendine.
Sayfa 17 - Can Yayınları
Edebiyat