Kaç kez, pencerenin önüne dikilip karanlık gecede soluk soluk parlayan sokak ışıklarına baktım? Kaç kez, kapıya kulağımı dayayıp hiçbir ayak sesinin kıpırdatmadığı sessizliği dinledim? Susuzluk gibi bir şey beklemek... Açlık gibi...
Bir vakitler, her sokağa çıkışta onu görmek umuduyla çarpardı yüreğim. Ondan en nefret ettiğim sıralarda bile, şöyle bir görmek için can atardım. Ama eskidendi bu. Çok eskiden...