İnsanlar fotoğrafları anlamıyor. Sanıyorlar ki fotoğraflar zaman içindeki ânı donduruyor fakat gerçekte o ânı zamandan kurtarıyorlar ve kameranın yakaladığı şey zamanın ileri doğru akışının dışına adım atıyor. Dolayısıyla o an daima var olacak, tam o saniyede nasılsa daima aynı şekilde yaşayacak, aynı gülümseme ya da kaş çatmayla, aynı renk gökyüzüyle, ışığın ve gölgenin aynı düşüşü, aynı düşünce ya da aynı kalp atışıyla. Deklanşörden çıkan çıt sesinin ani sessizliğinde sonsuzluğu özgürleştiren en mükemmel şey.
Lorna, mutluluk haplarından bazılarını almak için doktora geri dönmem gerektiğini söylüyor fakat kendimi buna ikna edemiyorum çünkü kazanılan her ne ise kaybedilenin de o olduğunu biliyorum.
Bunu çok yapıyorum, resimler yaratmayı deniyor ve onların gelecekteki mutluluğun yolunu döşemesi için çalışıyorum fakat kısa ömürlü oluyor, neredeyse basılıp ışığa tutulur tutulmaz silinip gidiyorlar çünkü yerlerinde irademin kesinlikle dışında var olmuş görünen daha ısrarcı ve yakıcı olanlar var.
sessiz bir ormana açılan bu hendeği benim günah çıkarma kabinim yapmak geliyor içimden, çünkü onu tanımadığım halde, anlayabileceğini ve ne ceza vermeyi seçerse seçsin bunun bağışlanma olasılığını da içereceğini de düşünüyorum ve bu doğru ya da yanlış, ikimizin de geleceğin gelmesini beklediği bu donmuş ve durmuş zamanda bizi ayıran hiçbir şey olmadığını hissediyorum.