Lucas, “ Onu daha sonra görebildiniz mi?” diye soruyor.
“Hüküm giydikten sonra. Hücresine girip dilediğim kadar yanında kalabiliyordum . Son güne kadar yanında oldum.“
“Korkuyor muydu?”
“Korku mu? Bence hissettiği başka bir şeydi. Önceleri inanmadı, inanamıyordu. Affedilmeyi mi yoksa bir mucizeyi mi bekliyordu, bilemem. Vasiyetini yazıp imzaladığı gün artık kuşkusu kalmamıştı. Son gece bana, “ Öleceğimi biliyorum Peter, fakat anlamıyorum. Bir tek ceset yerine iki ceset olacak, ablamınki ve benimki. Ama kimin ikinci bir cesede ihtiyacı var ? Tanrı’nın kesinlikle yoktur. Bizim bedenlerimizi ne yapsın? Toplumun mu? Hayatta kalmama izin verseler bir veya birkaç kitap geçer ellerine; şimdi tek kazanacakları, hiç kimsenin işine yaramayacak bir ceset’ dedi.
“Bunlar kendimizi diğer çocuklardan korumamıza yarayan silahlardır. Al bunları. Koru kendini. “
Çocuk: “Siz iki kişiydiniz.Ben yalnızım.”
“Yalnız başına da kendini koruyabilirsin.”
Çocuk masanın üzerindekilere bakıyor. “İstemiyorum. Ben kimseye vuramam. Kimseyi yaralayamam.”
“Neden? Başkaları sana vuruyor. Seni yaralıyor.”
Çocuk Lucas’ın gözlerinin içine bakarak: “Fiziksel olarak yaralandığımda bunun önemi yok. Ama ben başkasını yaralarsam içimde dayanamayacağım başka bir yara açılır.”