Hayat öyle üst üste geliyor ki, aynı derecede hızla yükselen izlenimler yığınını yazıya dökecek zamanım yok, oysa tepeler halinde yükselirken hep buraya geçireyim diye not alıyorum.
Neden hayat böyle trajik; neden böylesine bir uçurumun üzerindeki daracık bir kaldırım gibi. Aşağı bakıyorum; başım dönüyor; sonuna kadar nasıl yürüyeceğim, bilemiyorum.
(...) bense burada bisküvideki kurtçuk gibi yaşayıp gidiyorum. Sis koyuluyor, elektrik lambam bozuldu... Tanrım ne kadar az şey gördüm, yaptım, yaşadım, hissettim, düşündüm Huxleylerle karşılaştırıldığında -herhangi biriyle karşılaştırıldığında. Burada didinip duruyoruz, yazarak, okuyarak, yıldan yıla. Serüvensiz, seyahatsiz: sis daha da koyulaşıyor. Burada görünmez bir iple bağlı elimiz kolumuz(...) Tek sevdiğim yanım duygu kapasitem.