Gerçek şu ki bizi kimse büyümeye hazırlamadı; biz de içimizde hep küçük kaldık. Gerçek şu ki büyüklerimiz karşımıza geçip “Bak burada bir çukur var, önünde hemen, ben düştüm o çukura sen düşme,” derken düşmeden öğrenemeyeceğimizi bilemediler. Gerçek şu ki büyümek zorundayız çünkü çocuk kalmak için fazla hasar aldık ama biz en çok büyürken yakıp yıktık.
Kelimelerin içinde barındırdığı güç, bir nükleer silah etkisi yaratabiliyordu insanın zihninde. Bombalar patlıyor, yürüdüğünüz yollar ve kurduğunuz parklar havaya uçuyordu; eviniz havaya uçuyordu, yok oluyordu ama sizin yüzünüzde mimik oynamıyordu. Kelimeler böylesine güçlüyken eylemlerin insan zihninde yarattığı etkiyi düşünebiliyor muydunuz?