Aslında birinin diğerinden pek bir farkı yoktu. Bütün mesele birinin hayır dediğine diğerinin evet demesi gibi değersiz, temelsiz bir konuydu. Sığ, işe yaramaz ve aptalca.
İnsanlık uzak başlangıçta ortaya çıkan Kabil’in kıskançlığı seviyesinden daha keskin bir kutuplaşma içerisinde ve bu herkes için sırasıyla acı yaratıyor. Kardeşini öldüren Kabil’e Yaratan, bir kuşla uygulamalı göstererek kardeşini gömmeyi öğretti. Aslında bu insanın kutlu bir varlık olduğunun da işaretiydi. Zamanla dünya, Kabillerin öldürdüğü Habillerle bir mezarlığa dönüştü. Sonra Kabiller ile Habiller aynı mezarlıklara gömüldü. Böylece iyilik ve kötülüğün yan yana durduğu soğuk yerler oluştu. İçlerinde taş mezarlar, mezarların içinde de yüzü kıbleye dönük ölülerin olduğu mezarlıklar.
Nereye gideceğimi merak ediyorsan, bunu bende bilmiyorum. Belki ait olabileceğimi hissedebileceğim bir yer olabilir ya da hikâye var edebilecek insanların olduğu bir yer bulmalıyım.
Sen ne düşünüyorsun? Sence de beni bir mezarın başında, seninle dertleşmek zorunda bırakanları affetmeli miyim? Ne kadar da acınası değil mi? Dertli eşekler var eden akıllı insanlar.