TY

TY
@Tulaylayy
Ne kadar çok kalabalık sevmeyen bir insanım Bazen kendime bu sevmeme olayımda hak veriyorum bazende vermiyorum ama çoğu zaman hak veriyorum diye bilirim. Sevmeme nedenlerim var elbet Çünkü insan öyle bir varlık ki senin kalbinin doğru bildiklerinin görüşlerinin giydiklerinin konuştuklarının insanlar tarafından hep bir eleştiriye maruz kalması yanlışlıkla ağzından çıkan bir kelimenin bile dünyanın sonunu getirecek kaoslara neden olması.. Ve kalabalık bir ortamda bunların olma olasılığının her eklenen insan başına yüzde bir milyon artması. Neden bunu yaşıyayım ki az insan çok huzur klişesinin arkasına sığınarak hayatımı mutlu mesut idame ettiriyorum. Bu hayatta en çok insan insanı yorar arkadaşlar. Tereddütsüz…
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Uzun uzun yazmak istiyorum şu sıralar düşündüğüm ve anlamlandırmakta zorlandığım bir düşünceyi..Bir insanın hayatında ki en büyük düşmanın kıskançlık olduğunu düşünüyorum. Etrafındaki en yakında ki en en yanındakilerle bile mükemmeliyetçilik, üstünlük , birincilik her konu da başrolculuk çekme hissiyatındakiler.. Bu düşünceler insanı yormaz mı ? Bu koşturma kaç kişiye kendini kanıtlama gösterme çabasına dayanır ki.. Kaç kişi içinde en üste tırmanma yarışı.. Tırmanırken bile verdiği zarardan insan anlamaz mı ? Nasıl olurda karşı taraftan bakan insanın bu kadar net gördüğü oluşumu tahribatı insan kendini içinde göremez..İç görü ve farkındalık ne kadar önemli ve hayati bir durum aslında..Hayatlarında safi mutluluk ve sadece varolduğu yerde sahip olduklarından alabileceği hazzı hiç bir zaman göremeyecek ve hissedemeyecek olunması o kadar üzücü ki.. Sürekli bir çırpınış içinde üstelikte kendi hayatları dışında ucundan kıyısından kendi hayatlarına denk gelen hayatlarında boğulmalarına neden olmaları.. Hayatların yok oluşu değil de nedir ?
Biriyle konuşarak anlaşamamak anlayamamak canını sıkan kelimelere cevap verememek çünkü verdiğin takdirde seviyenin aşağılarda daha da aşağılarda olacağını görmek. Bunları idare etmek kendi içinde verdiğin savaşta kendi cevaplarını sırf karşı tarafın cahillik ve görgüsüzlük seviyesine inememek için onun nezlinde platformunda cevaplar veremeyip, kendi doğrularında kalmayı tercih ederek çok çok zorlansanda o iç savaşı yaşamamış sanki o karşı taraftan gelen sadece tek bir cümlelik ağır darbeyi hiç duymamış hissetmemiş gibi davranıp alttan ılımlı yanaştıktan sonra…insanın bu olaydan uzaklaşıp intikam ateşine bürünmesi.. İşte en zor nokta! Burdan şu çıkarımı yapabiliriz ki.. İnsan belki de bazen tam kötü hissettiği üzüldüğü kırıldığı sırada karşı tarafı da bin misli ile vurmalı.. İçsel savaşta sende yıkım varsa karşı tarafta da yıkım olmalı yani yıkımı tek taraflı yaşamak manyaklık ve salaklıktan başka bir şey değil. Yıkan her insan yıkılmayı hak etmez mi ? Ve zaman geçmeden tam yıktığı anda.. Her şey anda doğru. Yıkım olsa dahi.
En lüks Avrupa mallarını tüketenlerle asker postalını ömür boyu giyenler aynı toplumun insanlarıdır. İsmail Cem Türkiye'de Geri Kalmışlığın Tarihi
İnsan ve Toplum

TY

, 1000Kitap'a katıldı.