Tülay Şahin Şencan

Tülay Şahin Şencan
@Tulaysahin
Yazdırmalısın mezar taşına: Ey hayat, sen şavkı sularda bir dolunaysın Aslında hiç olmadım ben bu oyunda Ömrüm beni yok saysın...
Sevgiler Kanarken; yeter ki ömrüm olsun ne mayıslar veririm sana sevgimi kanatmasan çiçeğin çenekli olsa yalnızlığımı bölüşsen bahçeme ay doğsa ateş harlı durur hep kimse tanımaz külü her mangal bir mezar her köz söne söne bir ölü ömrüm yalnızlıkların çölü nisan sonu gelip yeşertsen tomurcuklanır yürek denen yediveren gülü Hüseyin YURTTAŞ
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
“Turnayı gözünden vuranlar bizden değildir. Turnanın kalbinden dem vuranlar, bu tarafa.” Birhan Keskin
MIRILMEVSİM Biz eşiğini geçerken kopuyor fırtına Dillere destan bir savruluş! Nasıl anlatsam?.. Giderken sevgilim oluyorsun, demiş miydim sana Desem ilk fısıltıda yıkılır dünya Çığlığım senden önce dönüyor köşeyi Çığlığım mırılmevsim, hayli içrek derme çatma günlerden geçerek Susmak belki de bu aşkın en güzel yeri Al onu insafına dilediğin renge boya Çok değil bir iç çekiş uzaklığında -akşamın eteğinde gezinirken- yitik yazlardan kalma bir gülümseme yetip artıyor çatlağıma Gül hatırına iliş pencereme Annemin telaşıyla seslen sütağızlı sözcükler bul gizime in orda bekle Orda bitimsiz çoraklığında öksüzlüğümün üç vardiya sev çocukluğumu Tam ortasından kırgın bir nehir geçiyor coğrafyamın
DURUŞ ben sizin hiçinizim birinizim komik olmayın hangi haset kesici iyi gelir karın ağrınıza bunu ben nereden bileyim henüz koymadım ama taşabilir kahvem siz de geç kalmayın ayıp olur laf lafı laf şeyi açar yeri'ne bol bol üzündürük olun orda derinimsi bakın istediğiniz kadar yararlı yararlı sallayın başınızı bizden iyisi yok diyen duruşlarınız olsun malûm, duruş çok önemli dedikodu deyip geçmeyin o da yakışıklı olmak ister madem eritemiyorsunuz biraz içinize çekmelisiniz gıybetinizi ne de olsa sizin de bir gıyabınız var var değil mi? kalbinizdeki inciyi mi yuttunuz? anlamadım, ne sandınız ne? korkma çıkar demem için geldiniz demek çıkar çıkmasına ama nasıl söylesem dirsek temaslarının kokusu olacak üstünde ben de şimdi balkona çıkacaktım her lambaya bir sır asacaktım dolambaçlı uzanıp unutuş olacaktım biraz pozu kaçmış zamanına bakarken şehir geri kalmış bir fotoğraf daha yüzümde gibi şeyler diyecektim, olmadı
Yaşam bir ıstaka Gelir vurur işte ömrünün çoskusuna Sesinde çığlıklar boğulur ama Bağıramazsın... Sonra vakit erişir, toprak gülümser sana Upuzun bir ömrün ortasında Ne hayata ne ölüme Yakışamazsın! Yazdırmalısın mezar taşına: Ey hayat, sen şavkı sularda bir dolunaysın Aslında hiç olmadım ben bu oyunda Ömrüm beni yok saysın... Yılmaz Odabaşı