Bazen bir hata yaparız ve yaptığımız o hatanın sadece bizim tarafımızdan bilindiğini zannederiz. Deve kuşu misali, kafasını toprağa gömdüğünde görünmediğini sanması gibi.
Bazen bu hataların sonucunu hemen görürüz, bazen de bizden başkasının haberi olmadığını sandığımız hatalarımızın zaten fark edildiğini ama yapıldığı anda yüzümüze vurulmadığını yıllar sonra öğreniriz. Bu en utanç verici ve rahatsız edici olanıdır.
Bu kitabın bana hissettirdiği özeti bu.
Grady Green çok satanlar listesine girmek isteyen, yalnızlığı ve yazdığı kitaplarla neredeyse izole bir hayat süren bir yazar. Eşi Abby ise haksızlığa uğrayan ve bunun mücadelesini veren insanlara ses olan korkusuz bir gazeteci.
Bir gün Grady’nin yanına, şehir dışındaki evlerine giderken yolda yerde yatan bir kadın görür. Yardım etmek için arabadan iner ve o saatten sonra hayatları tamamen değişir. Abby ortadan kaybolur. Grady artık yazamaz, hem finansal hem de mental olarak çok kötü bir döneme girer. Temsilcisi Kitty tekrar yazabilmesi için onu Amberly Adası’ndaki kendine ait olan bir kulübeye göndermeyi teklif eder. Başka şansı olmadığı için Grady teklifi kabul eder. Amberly Adası feribot günleri ve saatlerinin bile belli olmadığı, 25 ada sakininin yaşadığı izole bir adadır. Ve Grady bu adada akıl almaz olaylar yaşamaya başlar.
Son ana kadar ne olduğunu asla tahmin edemeyeceğiniz, inanılmaz sürükleyici bir kurgu. Gerim gerim gerildim ve çok beğendim.
Her hatanın bir bedeli vardır. Tanık olmak isterseniz okuyun derim ;)