Ufacık da olsa bir çıkış yolu olabileceğine dair en küçük bir umudun bile olmadığı, travmalarla dolu bir çocukluk ve gençlik geçirilmişse, çaresizlik insanın yapabileceklerinin sınırını genişletir. Çünkü o noktada çaresizlik, insanın akıl sağlığıyla oynamaya başlar. Bu kitapta tam da böyle bir kadının hayatını okudum.
Myriam ve Paul’ün iki çocukları vardır. Myriam, mesleği olan avukatlığa geri dönmek ister ve bu nedenle bir bakıcı tutarlar.
Louise, çocuk bakımının yanı sıra evin tüm işlerini kusursuzca yerine getiren biridir. Zamanla evin düzeni, ritmi hatta ruhu bile Louise’in etrafında şekillenmeye başlar. Ancak bu kusursuzluk, giderek rahatsız edici bir hal alır. Ve en başından beri hissettiğimiz o kaçınılmaz sona doğru gerilim yavaş yavaş yükselir.
Gerilerek okudum gerçekten; rahatsız ve huzursuz oldum. Kadının psikolojisini ve yaşadıklarını öğrendiğimde yaptıklarına hak veremesem de, insanın çaresizlik içinde neye dönüşebileceğini çok net gördüm.