Eğitim kampında sürekli surette nasıl hizmet edeceğimizi, düşmanı öldürmek için silahlarımızı nasıl kullanacağımızı söyleyip dururlardı ve bizler de Führer, Volk und Vaterland (Führer, Millet ve Vatan) uğruna savaşmaktan ve gerekirse bu uğurda canlarımızı hiçe saymaktan gurur duyardık. Ne var ki kimse bize, öldürülmeden önce nelere katlanmak zorunda kalacağımızı söylememişti. Ya da ölümün her zaman aniden gelmeyeceğini de söylememişlerdi.
Tayliryan haddizatında (aslında) dehşet saçmakran zevk alan bir komitenin senelerden beri bu iş için terbiye ettiği iki ayaklı bir hayvandan başka bir şey değildi.