Sahicilik, durumun doğru ve şeffaf bir bilincine sahip olmaktan, onun içerdiği sorumlulukları ve riskleri almaktan, onu gururla ya da tevazuuyla, bazen dehşetle bazen de nefretle kabul etmekten oluşur.
Bir insan kendi içinde sınırsız özgürlüğe vakıf olduğunu öğrendiğinde ya da bunun farkına vardığı anda bundan sadece tasa duyar, büyük bir endişe içine düşer, derin bir bunaltıya sürüklenir. Bundan dolayı bunaltısından veya endişesinden kurtulabilmek için, özgürlüğünü inkar etmeye kalkışır.
Kierkegaard'a göre, ancak kalabalıkta, sürü içinde var olabilen, kitle kültürüne boyun eğen insanlar birey veya insan varlığı olmanın ne anlama geldiğini unutup kendilerine yabancılaşmış ve nesnellik kılıfı altında kendi benlik ve özelliklerinden kopmuşlardır.
Ahlaka boyun eğme, bir hükümdara boyun eğme gibi kölece ya da mağrur ya da çıkarcı ya da teslimiyetçi ya da budala bir heyecan ya da düşüncesizlik ya da umutsuzluk eylemi biçiminde olabilir.
Bu tür boyun eğme aslında ahlaksal değildir.
İnsan zor bir durumdan kurtulmak için kendini öldürmeye kalkışıyorsa eğer, bu takdirde o kendi kişiliğini daha iyi bir yaşam için sadece bir araç olarak görüyor demektir.