“Aslında benim ne istediğimi biliyor musun? Hepinizin canı cehenneme! Rahatlık, sakinlik istiyorum! Kendi huzurum için bütün dünyayı beş paraya satarım ben. Beni kıyametin kopmasıyla çaysız kalmam arasında bir seçime zorlasalar, dünyanın batmasını umursamaz, çayımdan vazgeçmeyeceğimi haykırırdım.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Belki yanılıyorumdur, ama bence bir insanı gülüşünden tanıyabilirsiniz ve eğer ilk karşılaşmada hiç tanımadığınız birinin gülüşünden hoşlanırsanız, o zaman onun iyi bir insan olduğunu cesurca söyleyebilirsiniz.
dostoyevskinin sürgünde geçirdiği günlerle hayatı anlamlandırmak yerine bu sürecin dışındaki hayatıyla sürgünü anlamlandırdığını düşündüğüm kitabıdır. kitapta ölüler evi sakinlerinin kumar tutkusu, yazarın kumar tutkusuyla birlikte değerlendirildiğinde konunun ironik bir hal aldığı kanısındayım. naçizane bir diğer husus; yazarın "karısını öldürme" hikayesini cezaevi hastanesinde sayıklayan bir mahkumdan etkilenerek uydurmuş olmasıdır. çünkü ölüler evine ya "karısı için elma çalanlar" yada karısını öldürenler gelmelidir başka türlüsü kabul edilemezdir.
hulasa bu kitabı okumadan budala biraz yarım suç ve ceza biraz eksiktir...
Ölüler Evinden AnılarFyodor Dostoyevski · Antik Batı Klasikleri · 201018,6bin okunma