Nilüfer Kuzu, bir alıntı ekledi.
21 May 12:20

Bu zavallı insanlara biraz keyiflerine göre yaşama, insan gibi eğlenme, bir saat için bile olsa hapishane hayatı dışına çıkma imkânı verildi; bütün bunlar insanın iç hayatında birkaç dakikalığına da olsa bir değişiklik yapar...

Ölüler Evinden Anılar, Fyodor Mihailoviç Dostoyevski (Sayfa 202 - Türkiye iş Bankası Kültür Yayınları)Ölüler Evinden Anılar, Fyodor Mihailoviç Dostoyevski (Sayfa 202 - Türkiye iş Bankası Kültür Yayınları)
Nilüfer Kuzu, bir alıntı ekledi.
21 May 12:06

Çalışmanın, beni kurtaracağını, sağlığımı ve gücümü tazeleyeceğini hissediyordum.

Ölüler Evinden Anılar, Fyodor Mihailoviç Dostoyevski (Sayfa 120 - Türkiye iş Bankası Kültür Yayınları)Ölüler Evinden Anılar, Fyodor Mihailoviç Dostoyevski (Sayfa 120 - Türkiye iş Bankası Kültür Yayınları)
Nilüfer Kuzu, bir alıntı ekledi.
21 May 11:44

Eski mevki komutanımız zamanında hapishaneye kitap getirmek tehlikeydi. Aranıp bulunursa, derhal soruşturmalar başlardı: "Nereden çıktı bu kitap? Nereden aldın? Demek bağlantıların var ha?.." Nasıl cevap verirdim bu sorulara?

Ölüler Evinden Anılar, Fyodor Mihailoviç Dostoyevski (Sayfa 366 - Türkiye iş Bankası Kültür Yayınları)Ölüler Evinden Anılar, Fyodor Mihailoviç Dostoyevski (Sayfa 366 - Türkiye iş Bankası Kültür Yayınları)

Dostoyevski Romanlarının Okunma Sırası
(1846) İnsancıklar
(1846) Öteki
(1849) Netochka Nezvanova
(1861) Ezilmiş ve Aşağılanmışlar
(1862) Ölüler Evinden Anılar
(1864) Yeraltından Notlar
(1866) Suç ve Ceza
(1867) Kumarbaz
(1869) Budala
(1872) Ecinniler
(1875) Delikanlı
(1881) Karamazov Kardeşler

Nilüfer Kuzu, bir alıntı ekledi.
16 May 18:43

Hürriyetsiz bir mahpusun umutları, sıradan hayat süren adamlarınkinden başkadır. Hür bir adam, tabiidir ki, hayatının gidişindeki bir değişikliği, düşlerini gerçekleştirmeyi umut eder, ama o yaşarken, hareket ederken, günlük hayatının akışına kapılmışken düşünür bunları. Bir mahpus için iş öyle değildir. Burada da bir hayat -hapishane, sürgün hayatı- var diyelim; hangisi olursa olsun, ne kadar müddetle sürülmüş bulunursa bulunsun bütün sürgünler içgüdüyle, hayatının bu döneminin kesinlikle gelip geçici şey olduğuna inanır. Her sürgün evinde olmadığını her an hisseder, misafirliktedir sanki. Yirmi yılı iki yıl gibi görür ve elli yaşında hapishaneden çıkarken otuz beş yaşındaki gibi dinç olacağını sanır...

Ölüler Evinden Anılar, Fyodor Mihailoviç Dostoyevski (Türkiye iş Bankası Kültür Yayınları)Ölüler Evinden Anılar, Fyodor Mihailoviç Dostoyevski (Türkiye iş Bankası Kültür Yayınları)
Nilüfer Kuzu, bir alıntı ekledi.
15 May 10:55

"Şüphesiz, bazı yerlerde rüşvet alan, çalıştıkları hastanelerden en çok bu bakımdan faydalar sağlayan, hastalarını ihmal eden, hatta mesleğini unutan doktorlarımız da vardır... O meslek hainleri, o koyun postuna bürünüp sürüye karışmış kurtlar, kendilerini aklamak için ne derlerse desinler, mesela çevrenin baskısından şikâyet etseler, her zaman, her zaman haksızdırlar; hele bunların yanında bir de insancıllıklarını kaybetmişlerse... Çünkü insancıllık, şefkat, hastaya karşı kardeşçe merhamet göstermek, hasta için çoğu zaman ilaçtan daha gereklidir."

Ölüler Evinden Anılar, Fyodor Mihailoviç Dostoyevski (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Ölüler Evinden Anılar, Fyodor Mihailoviç Dostoyevski (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)
Nilüfer Kuzu, bir alıntı ekledi.
15 May 10:30

"Bir İnsana kendi benzerine fiziksel ceza verme hakkının tanınması topluluğun yaralarından biridir; bu yara bir yandan topluluktaki özü ve vatandaşlık duygusunu kemirirken, öte yandan önüne geçilmez bir düzensizliğe yol açar."

Ölüler Evinden Anılar, Fyodor Mihailoviç Dostoyevski (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Ölüler Evinden Anılar, Fyodor Mihailoviç Dostoyevski (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)
Serdar Glmz, Ölüler Evinden Anılar'ı inceledi.
14 May 10:22 · Kitabı okudu · 13 günde · Beğendi · 9/10 puan

Dostoyevski'nin çarlık rejimini devirmeye yönelik bir örgüte üye olmak suçlamasıyla yargılanıp, yüzüne idam kararı okunduktan sonra bu karar uygulanmayıp onun yerine Sibiryada bir hapishaneye dört yıllık bir sürgüne gönderildiği dönemde başından geçenleri anlattığı bu kitapta Ölüler Evi hapishaneyi temsil ediyor.
Bir Rus aydını olan Dostoyevski'nin hapishanede bulunan diğer mahkumlara dair karakter analizleri öylesine derin ki okurken Dostoyevski'yi, mahkumların karakter analizlerini çıkarması için görevlendirilmiş bir sosyolog gibi gördüm. Onlarca mahkumu tek tek ve derinlemesine inceleyip bize öyle aktarıyor kitap.
Bence tüm Dostoyevski külliyatının anahtarı bu kitaptır. Diğer kitaplarında gözünü kendi iç dünyasına diken yazar ilk kez bu kitapta mahkumları müthiş bir gözlemci olarak inceliyor. O karakterleri okurken kah İvan Karamazov'u, kah Raskolnikov'u, kah Yeraltı Adamını gördüm.
Yazar kitapta kendi anılarını Garyançikov adlı karaktere anlattırmayı tercih etmiş.
Ganyançikov hapishaneye ilk düştüğünde öfkesinden ve kederinden dolayı insanlardan nefret etmektedir. Cezaevinde çektiği korkunç yalnızlık ve acı ile kendi kendini terbiye eder. Yalnızlıktan aklını kaçıracak noktaya geldikçe mahkumları gözünde yüceltmiş, Rus olan her şeye duyduğu sınırsız sevgi ve inanç, çevresini saran nefret ettiği düşmanlara karşı bir korunma kalkanı olmuştur. Yazarın temelde yaşadığı bu hayati çelişki, Dostoyevski'nin dünya görüşünün tam kalbinde yer almaktadır. İnsanlardan nefret etmeyi reddetmekte, onu inançsızlığa sevk eden tüm kanıtları elinin tersiyle iterek her şeyin kutsal olduğuna daha da çok inanmak istemektedir. Gerçek Dostoyevski Raskolnikov'dur, İvan Karamazov'dur, yani Yeraltı Adamıdır. Tüm kitapları içindeki yegane olumlu ve başarılı karakter olan Garyançikov ise, yazarın olmaya çalıştığı, olmak istediği kişinin ta kendisidir.