Bilindiği gibi, mutlu çiftler çok azdır; bunun nedeni, bizatihi evliliğin özünde, şimdiki kuşağın değil, gelecek kuşağın mutlu olmasına yönelik temel amacın yatmasıdır.
Çünkü insan, gerçekte mutlak olarak geçici, yok edilebilir olsaydı ve gerçekte var
olabilmiş ve ondan tamamen farklı bir soy, hemen onun ardındaki dönemde onu izleye-
bilseydi, şu canlı, hayat dolu ve gayretli, düşünüp taşınarak ve kasıtlı niyetlerle gerçek-
leştirilmeyip özümüzün (varlığımızın) en derin akımlarından ve dürtülerinden kaynaklanan
bu katılım (pay), kökü kurutulmayacak,kalıcı bir katılım özelliği taşıyamaz ve insan
üzerinde böylesine kudret sahibi olamazdı.
Bu son incelemelerin açısından hayatın kargaşası içine baktığımızda, herkesin bu ıstırap
içindeki bireysel varlığı, kısa bir zaman dilimi için koruyup ayakta tutmanın ötesinde bir
şey ummaya haklan olmadan, hayatın zaruret ve dertleriyle, sıkıntılarıyla boğuşup durduğunu,sonu gelmez ihtiyaçları karşılamak ve çeşitli biçimdeki acıya karşı kendilerini savunma uğruna bütün güçlerini seferber ettiğini görüyoruz.