Fatih Kerimî'yi "Avrupa Seyahatnamesi, İstanbul Mektupları" gibi eserlerinden tanıyorum. Yetiştiği çevre ve çağa göre oldukça ileride olan bir kalem sahibi olup büyük bir diğerkâmlıkla milletinin gri kalmışlığını kendisine dert edinmiş ve canı pahasına bu uğurda mücadele etmiştir. Geleneksel dinciliğin sömürüsü altındaki Rusya Müslümanlarının kurtuluşu için ilim ve neşriyata sarılan Kerimî'nin ne hazindir ki bugün bir mezarı bile yoktur. Altı bölümden oluşan bu kitap onun ve soylu mücadelesinin en ayrıntılı ve kallavi özetidir. Günümüzdeki soy ve din kardeşlerinin ahvalini görse ne yapardı acaba diye düşünmeden edemiyorum. Umarım aziz ruhu huzur bulmuştur. Hem kendisini tanımama hem de bu kitabı okumama vesile olan Oğuzhan Saygılı'ya ( Kitap Şuuru ) hürmetlerimle...
Ben ömrümü, arkadaşlarımın ve yakınlarımın muhabbeti, dostluğu ile geçirdim. Bir tarafta millet-halk muhabbeti, ikinci tarafta arkadaşlar-yakınlar arasında dostluk ve muhabbet, hayatın ağır ve naçar yönlerinin hepsini unutturdu. Şimdi bana ölümün bir korkunçluğu yok...
Kitap Şuuru
Kerimî için Enver Paşa'nın yerinin oldukça ayrı olduğu anlaşılmaktadır. Onun gözünde Enver Paşa, lekesiz Genç Türklerden biri ve insanların parti kavgalarıyla birbirini suçladıkları bir zamanda sadece vatan ve millet menfaatine çalışmış bir vatanseverdir.
Kitap Şuuru
Fakat daha sonrasında Vakit Gazetesi 'nde görülen yazılarında bu sert üsluptan biraz uzaklaştığı görülür. Bu değişimi, zamanla tecrübe kazanmasıyla ilişkiliydi. Ayrıca yenileşme çabasının bir süreç olduğu ve önündeki engellerin tek bir yerden kaynaklanmadığını anlamasıyla ilgiliydi.
Kitap Şuuru
"Türkiye, Avrupa karşında güçsüz ve perişan. Hindistan'ın yetmiş milyon Müslümanı, otuz milyon İngiliz 'e esir olmuş. Rusya'nın yirmi milyon Müslümanı, Rusya'daki medeni milletlerin her birinden geri kaldıran şey elbette cehalettir."
Kitap Şuuru