Devlet insanları altmış beş yaşından sonra ölecek diye emekliye ayırıyor ama insanlar altmış beş yaşından sonra bile yüz yirmi aylık borcu imza atabiliyorlar. Yüz yirmi ay! Borç yiğidin kamçısı olduğu gibi aptalın da çukurudur.
Melun Yahudi'nin Mescidi Aksa'yı işgal etmesine ve oradaki kardeşlerimizi öldürmesini katmerli bir afet olarak görüyoruz ve kıyamete kadar ömrümüz olsa yine de cihada edip bu bela'nın üzerine azimle gitmek mecburiyetindeyiz. Ancak başımıza gelen müsibet yalnızca bundan ibaret değildir. Zihinlerimizin kapitalist hale gelmesinden, kafalarımızın liberalleşmesinden, borçtan ve borçlu olmaktan, İsrail ve benzerlerinin sempati duyduğu bankanın ipoteği altında yaşamaktan ve böyle bir evde evi olduğunu bilerek gün geçirmekten mutluluk hissetmek de Mescid-i Aksa'nın işgal edilmesine benzer bir afettir.