"Ahlak"deyip geçemeyiz. Çünkü bizim iman ettiğimiz peygamberimiz, ahlakı olgunlaştırmak için gelmiş bir peygamberdir. Biz, ahlaktan taviz verdiğimizde O'ndan fersah fersah uzaklaşmış oluruz.
Hayasını kaybetmiş kadınlar, heybetini kaybetmiş erkekler; hacla, Ramazan orucuyla ahlakın boşalttığı yeri dolduramayacaklardır. Çünkü Allah ahlaksızın haccını, Kur'an'ında Hac olarak ortaya koymamıştır. Allah yalancının orucunu, yalnızca açlık olarak görüyor.
Biz toplumun kötüleştiğini zina ile ölçüyoruz ve zihinacılara "fasık" diyoruz. Allah ise birbirlerini argo sözlerle çağırmayı da fasıklık olarak görüyor. Bize göre bu; taviz verilebilir, esnetilecek bir ahlak kuralıdır, Allah'a göre ise fasıklıktır. Demek ki nezaketin olmadığı yerde kaliteli müminlik mümkün değil.
Düğün gününe kadar Allah, peygamber, zikir hatırlayıp düğün günü bir günlüğüne şalteri kapatan Müslüman değil" asıl Allah'ın imtihan günü, bugündür." diyen müslümandır.