Öncelikle bu yazarın okuduğum ikinci kitabıydı. Ene (Aziz Mahmud) kitabından sonra Asa'yı okumak isteyip kitapçıya gitmiştim. Tez yazdığım için fırsat bulup okuyamadım, rafa kaldırdım. Bursa'da aldım okumak Sakarya'ya nasip oldu. Beni duygulandıran şey, olay örgüsünde bahsi geçen çoğu yeri bizzat Bursadayken ziyaret etmiştim. Sanki Emir Sultan'ın Asa'sı benmişim gibi hissettim, onunla sefere çıkan benmişim, onunla Gökdere'yi dolaşan benmişim gibi.. Çayımla beraber bu nimet olan balkonumda gecenin bu vakti gözlerim değdi son sayfasına ve kapağını kapattım. Bir yanım bu tarz kitapları okumayı sevmiyor yazar da zaten bu bir tarih kitabı değil diyordu yanlış hatırlamıyorsam, roman yazmış hikayeleştirmiş. Diğer yanım ise, gönlümü tazelemek istiyor, taze gözyaşları, yeşertir benim ruhumun kitabını. Serinin diğer kitaplarına pek hevesim yok ama belki vakti gelen düşer elime. Kitabın son cümlesi anlık olarak bi düşündürdü, vaktin bu muydu? Şimdi mi gerekti bu el bana..