Vasiyetimin şu son satırlarını yerine getirme konusunda sana yalvarıyorum beyim. Son karargahımızda benimle Mem arasına hiç bir perde koymaya müsaade etme. Bizi orada baş başa bırak ki, aynı mezarda mutluluk içinde kucaklaşalım. Ayrılık ateşinin yaktığı, özlem alevinin erittiği bedenlerimiz birbirine değsin.
Beyim! Bugün ruhumuzu kemale erip olgunlaştı. Fani dünya üzerindeki yaşam ilişkilerimizden bir şey kalmadı. Aramızdaki perdeler çekildi ve engeller kaldırıldı. Evet biraz sonra bu beden toprağa gömülüp gözlerden kaybolacak. Fakat hiçbir şey ruhuma kavuşma nimetinden mahrum edemez..
Tasalanmayın beyim! Mem'i ruhuma arkadaş seçtiğim günden beri bu acıları kabul etmiştim zaten. Ona kavuşmak için kaderin bana vereceği kaderleri mihr olarak kabul ettim. Kader kalbimin olsun. Saltanat ve mutluluk senin kısmetin olsun.
Ah, keşke bey bana da öfkelenip beni de zincirlere vurup onun o karanlık zindanına atsaydı! O zaman Allah'a yemin ederim ki, beni bu dünyanın darlığından kurtarıp cennetlerin genişliğine sokmuş olurdu.
Mem'in ruhu büyük bir aşkla yalnızca bir tek şey bekliyordu. O da zindandan dünyaya değil, beden kafesineden kendisine hazırlanan ferahlığa kavuşmaktı.