Kübra

Babalar ölüyor
Babalar ölüyor, ceplerinden yanan taşların fotoğrafı çıkıyor, sen o taşların yanlarına gidip oturuyorsun, saatlerce bakıyorsun, bakıyorsun ve evet sürpriz: Bir bok anlamıyorsun. Kucağımda anlamadığım milyonlarca şeyle beraber oturuyorum, hiç bilmiyorum Osman.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bizi gülmek kurtaracak, biliyorsam bir bunu biliyorum, başka da bir şey bilmiyorum Osman.
Sana bu satırları ihtiyatla yazıyorum. Gelirsin de bulamazsın diye çok uzaklaşmıyorum. Buradayım, bekliyorum Osman.
Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğum bu günlerde de yine kitaplara sığmıyorum. Hem böylece sana anlatacak bir sürü şey biriktiriyorum, sayfaların arasında bekliyorum Osman.
Fakat koşu bandında koşarken kendimi laboratuvar fareleri gibi hissetmekten alıkoyamıyorum. Bir şeyden kaçmıyorsak niye koşuyoruz anlamıyorum. O kadar koşup da bir metre bile yer değiştiremeden aletten indiğimde kendimi aptal gibi hissediyorum. Bu spor işini sürdürebileceğimi sanmıyorum. Yemişim endorfinini Osman, ben durmak istiyorum.