Afrikalıların iki tür açlıktan söz ettikleri söylenir. Biri maddi olana; yiyeceğe, barınağa duyulan açlık. Diğeri ise ‘niçin?’ sorusunun cevabına duyulan açlık. Başka bir deyişle, anlam açlığı. Bana sorarsanız, modern iş hayatı, insanların içinde saklı duran anlam arayışını törpülediği için, yaygın bir hoşnutsuzluk doğuruyor.
Hayatımızda bir anlam duygusu olduğu zaman, yediğimiz darbeler geriye dönüp baktığımızda bizi zenginleştiren tecrübeler oluyor. Hani Nietzsche’nin o ünlü sözü var ya “Beni öldürmeyen şey, beni güçlendirir.” O zaman, aldığım darbeler benim daha mukavemetli bir insan olmamı sağlıyor