Gözlerini kaçırdığın şeyler seni bulur,
yüzleşmek istemediklerin kapına dayanır,
kaçtığın duygular yolları öğrenir.
Hiçbir yer artık güvenli değildir;
çünkü güvensizlik içten gelmektedir.
İnsan, kendini korumak için maske takar.
Lakin bir süre sonra fark etmeden o maskeyi kimliği sanır.
İlk çatlak burada başlar:
Kim olduğunu zannettiğin şey ile
gerçekte ne hissettiğin şey çarpışır.
“Gürültünün bana ait olduğunu sanıyordum…
Meğer gürültü, benden yiyen bir gölgeymiş.”
Bu his uzun sürmedi.
Ama yeterliydi.
İlk kez içindeki karanlığın bir kapı olduğunu fark ettin.
İç gürültü işte böyle çalışır:
İnsanı bir yere bağlıyormuş gibi yapar,
aslında hiçbir yere bağlamaz.
Sürekli konuşuyormuş gibi yapar,
aslında hiçbir şey söylemez.
İnsanı ilerletiyormuş gibi hissettirir,
aslında olduğu yere zincirler.